TED & TEDxReset Analiz

Görsel

A’dan Z’ye her şeyi sorgulamaktan korkmayan, insan varlığının değerini, diğer suni değerlerin üstünde tutan, cesur, korkusuz, farkında ve ne pahasına olursa olsun yeni bilgiyi kabul etmeden önce analize hazır, açık fikirliliğini kaybetmemiş okuyucular için hazırladığım bloga hoş geldiniz. Bu blogun amacı, sizi herhangi bir ideolojiye ya da inanca ikna etmekten ziyade, konuları ve olayları alternatif perspektiflerden değerlendirmeye ve tartışmaya açmaktır. Sistemik endoktrinasyon ile sorgulama yeteneğini kaybetmiş toplumların, sömürülmeye ve kontrol edilmeye gitgide daha fazla mahkûm oldukları günümüzde bu yeteneklerin geri kazanılmasının elzem olduğu inancındayım. 

Son zamanlarda oldukça popülerleşen fikir paylaşım platformlarından bir tanesi olan TED en son ağıma takılan konu. Bu yazımda öncelikli olarak TED’in global perspektiften analizini yapacağım, sonra da 12, 13 Nisan 2013’de İstanbul’da düzenlenen TEDxReset’in analizini yapacağım.

TED

TED, kendisini yaymaya değer fikirlerin paylaşıldığı, bağımsız, kar amacı gütmeyen bir platform olarak tanımlıyor. Popüler olması da kendi içindeki hedeflerinde başarılı olduğunu gösteriyor. Konferansları benim de dikkatimi çekiyor ve zaman zaman takip ediyorum fakat her seyrettiğimde benim sorgulama mekanizmalarım devreye girmekten de geri kalmıyor.

Mesela, TED bağımsız olduğunu iddia eden bir organizasyon. Mevcut paradigma içerisinde ne kadar bağımsızdır, kimden bağımsızdır; fikirler ne derece yaymaya değerdir ve bu fikirlerin yaymaya değer olduğuna karar verenler kimlerdir?

Bence, TED’in şu andaki bilimsel kurulunun şeffaflık eksikliği, TED’in bağımsız olmadığının bir numaralı göstergesidir. Amerika’daki TED prezantasyonlarının birçoğunda, özellikle çok popüler olanlarında, özenle hazırlanmış, toplum mühendisliği çalışmaları dikkatimi çekiyor. Toplum mühendisliği, binlerce yıl geriye dayanan bir bilim dalıdır ve özellikle Günümüzde toplumsal değişimlerin alt yapısını oluşturmakta kullanılmaktadır.

Unutmayın ki hapishanedeki birey de kendi hücresinin sınırları içinde bağımsız olabilir. Fakat öncelikle hücrenin bize dikte ettirdiği sınırların farkında olmamız gerekmektedir. Bu farkındalık bize hücrenin dışında da başka bir realitenin devam etmekte olduğu perspektifini kazandırır.

Bu bağlamda TED, seçilen konuların bilimsel alanlar çerçevesinde kalmasına özen gösterdiğini ileri sürmektedir. Fakat TED, resmi web sitesinde, spiritueliteyi konularının kapsamı dışında bıraktığını belirtmiştir. Bu yukarıda kullandığım metafordaki hücrenin duvarları midir? Ki ben, spirituelite, insan bilinci, ruh ve ego gibi 5 duyu organı ile algılamakta zorlandığımız konular üzerine yeni düşünceleri paylaşmanın toplumu geriye değil daha ileri medeniyet seviyelerine götüreceğini düşünüyorum.

Bilimi uygulamaya sadece kendilerinin hakki olduğunu savunan ve onun bekçiliğine soyunan kurumlar, ne derecede bilimin açık fikirlilik temel prensibine uymaktadırlar? Çünkü “bilim”, bilimsel araştırma yapan grubun, konu ile direk ilgili alanları ya da verileri göz ardı ettiği anda dogma haline gelip bilimselliğini yitirmektedir. Bu olgu günümüzde bilimsel olduğunu iddia eden kurumların çalışmalarında ne derece mevcuttur? Ben bu durumun tarih boyunca tekrarlandığı kanaatindeyim.

Tabi ki bu, kurumların hangi amaçlar ve acendalardan dolayı alakalı verileri ve araştırma alanlarını bilerek göz ardı etmiş olmaları doğrultusunda da ayrı bir tartışma ve değerlendirme konusudur.

Yazdıklarımı daha iyi vurgulayabilmek için, sizlere, TED’in geçtiğimiz aylarda sansürlenen Rupert Sheldrake ve Graham Hancock’un iki videosunu izlemenizi öneriyorum.

Acaba TED, niçin içinde bulunduğu hücrenin dışında kalan konuları sansürlemeyi seçmiştir?

Bu konuda, TED bünyesinde yapılan tartışma sayfasını (linkini) de burada bulabilirsiniz. (Tiklayin)

Gelelim Nisan ayı içerisinde İstanbul’da düzenlenen TEDxReset’e.
Görsel
TEDxReset

TEDxReset’in, sorgulattığı konular bazında başarılı bir organizasyon olduğunu düşünüyorum. Ali Üstündağ ve ekibini de tebrik ederim. 32 konusmaci ve 7 muzik grubunu, 1 buçuk gün gibi kısa bir zamana başarılı bir şekilde sığdırdılar. Konferansın teması “Kritik Kavşaklar”. Tabi ki konuşmacılar bu olguyu çok farklı perspektiften değerlendirdiler. Kimisi sistem içerisindeki seçimlerden bahsederken, kimisi de mevcut sisteme bağlı kalmadan evrensel değerlerin seçiminden bahsetti.

Tüm konuşmacılar ile ilgili yorumlarıma geçmeden önce, öne çıkan konuşmacıları belirtmek isterim. Burak Ülman (BBOM)Gizem Altın NanceOsman Ulagayİnci – Soner SarıhanAgah Uğur. Bu konuşmacıların ortak noktası, sistemin değil, insanın gelişimini önde tutmaları. Sanırım bu konuşmacılar, bireysel gelişimin, toplumsal gelişim üzerinde uzun vadede en olumlu sonucu vereceği noktasında hemfikirler. Diğer konuşmacıların hepsi, tam ters tarafta kalıyor demiyorum. Sadece bu konuşmacılar, kanımca, oldukça öne çıktılar bu anlamda.

Ek olarak, Serdar Paktin’in (change.org) konuşması da insanların, değişime olan etki gücünün artısı anlamında öne çıkmıştır.

TEDxReset konuşmacıları:

Ali Üstündağ (Kürator):
TEDxReset’in Reset konseptinin nereden çıktığını anlattı. TC’de bugün tartışılan bir sürü meselenin reset’lenerek sıfırdan başlamasının ne kadar güzel olabileceğini söyledi. Bu seneki “kritik kavşaklar” konseptini anlattı.

Banu Güven: 
Mevcut oto sansür problemi ve ifade özgürsüzlüğü ile ilgili başlayan konuşma, koşulların “düşünsel bir isyanın” fitilini ateşleyebileceği ile devam edip, “gerçek yeni medya” konseptinin oluşumu ile bitti. Sürdürülebilir modeller ile çıkış yolu aranması gerektiğine dikkat çekti.

Ali Onat Türker & Jesse Honsa (Open-Urban):
Kentsel gelişim projelerine web tabanlı erişim sağlayan bilgilendirme platformu. Sistem(!) içerisinde yaşamayı, hareket etmeyi kolaylaştırmaya yönelik bir uygulamanın tanıtımı.

Veysel Berk:
Veysel, Silikon Vadisi’nden geliyor. Anladığım kadarıyla, transhümanist programa farkında olarak ya da olmayarak katkıda bulunuyor. “Transhumanist Acenda” baslikli yazimda bu konuya deginiyorum (tiklayin).

Gizem Altın Nance (Buğday Derneği):
İçindeki sesi takip eden, hayatını sorgulayabilen, kendini gerçek deneyimlere bırakan, keşfetmeye aşık, doğa ile arasındaki bağı canlı tutan, sentetik değerlerini gerçek değerler ile değiştiren bir kahraman. Kendini, inandığı değerlere adayıp, iyi şeyler yapan iyi insanlar için çalışmak istiyor. İçsel yolculuğun önemine dikkat çekiyor.

Daan Roosegaarde:
Sanatçı, inovator. Teknolojiyi kullanarak, algısal uyarıları tetiklemek için yapay ortamlar oluşturuyor, sanatsal ara yüzler sunuyor. Teknolojik gelişimin gidebileceği olası yönlere dikkat çekerek iyimser beklentisini izleyici ile paylaşıyor. Dürüst bir konuşmacı. Tema: Techno poetry.

Cengiz Ultav (Vestel): 
Sistem içerisindeki krizlerden fırsatlar doğar mantığıyla analizler ve bakış açıları sunuyor.

Batuhan Aydagül (ERG): 
Eğitim sistemini sorgulayan bir konuşma yaptı kendisi. Soran, sorgulayan, okuyan, eleştirebilen, kendi haklarının bilincinde olan, kimliklerinin ötesine geçebilen, aktif yurttaşlar yetiştirilmesi gerektiğine vurgu yaptı. Sorulması gereken fakat sorulmayan temel sorular olduğunu soyluyor. Keşke bu soruların ne olduğunu paylasabilseydi.

Volkan Özgü (Sabancı Uni. Nanotek U&A):
Kendisinin, yukarıya koyduğum Rupert Sheldrake’in videosunu izlemesini isterdim. Bilinç, ruh, ego, bunların felsefi tartışmalar olduğunu söyleyip ekledi. “Ama biz felsefe tartışmayacağız”. Insan beyni ile ilgili bir suru detay anlattı. Yakında beynin gizeminin açığa çıkacağını ve sağlık, mühendislik, eğlence ve daha birçok sektörün yakın gelecekte müthiş değişim geçireceğini ve hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağını söyledi. Konuşmasının sonunda Ali Bey ile yaptığı kısa sohbette “singularity”ye dogru gittigimizi gulerek ifade etti(!)

Bedia Ceylan Güzelce:
80 sonrası ve öncesi iki kuşağa dikkat çekiyor ve bu iki kuşak arasındaki iletişim eksikliğini irdeliyor. İki farklı bilincin oluşumunu anlatıyor.

Osman Ulagay:
TC dahil, batıdan doğuya, küresel güç kaymasından bahsediyor. Bati modelinin kusursuz olmadığını önemli bir sorun olarak tanımlayıp, kapitalizmi eleştiriyor. Bu anlamda, diğer birçok konuşmacının gösteremediği cesareti çok net bir şekilde gösteriyor. Kapitalizmden, eşitsizlik yaratan, sömürüye dayalı bir sistem olarak bahsediyor ve bu mikrobun tüm dünyaya yayıldığını belirtiyor. Global sistemleri analiz ettiğinde “ideali bulduk” noktasında ol madiğimizi anlatıp dünyanın çok yeni bir sistemi arama noktasına gitmesi gerektiğini ifade ediyor. Batinin birikimi ve yeni güçlü ülkelerin katkısı ile yeni modelin yaratılması gerektiğini anlatıyor. Bati uygarlığı reddedilmeden, nasıl yeni modele katkı sağlanabileceğinin tartışılması gerektiğini soyluyor. TC’nin, yeni modelin oluşum surecinde önemli bir parça olarak ortaya çıkabileceğini belirtiyor. Yeni global modelin yapımında kavramsal çerçevemizin iyi çizilmesi gerektiğinin altını çiziyor.

Konuşma sonunda Ali Bey’in “yeni modelin izlerini görüyor musunuz” sorusunu şu şekilde cevaplıyor: “Gizem Altın Nance’in konuşmasında ipuçları vardı”. Farklı düşünme yollarını aramamız gerektiğini belirtiyor. Doğru söze ne hacet!

Melek Pulatkonak:
Kadınların dayanışma ve networking yaptıkları web sitenin tanıtımını yaptı.

Leonard Mlodinov:
Uluslararası profesyonel bir TED konuşmacısı. Bence toplum mühendisliği kokan bir prezantasyon yaptı. 

İnci – Soner Sarıhan:
Bir varlığın (bebeğin) doğa ile olan ilişkisini koparmamaktan bahsediyorlar. Kısıtlı imkân ortamında insanların değişebileceğine, çocuklarımızı daha doğru yetiştirebileceğimize örnek oluyorlar. Kutunun (hücrenin) arasında kalmamak lazım diyorlar. Çocukların doğa içerisinde, deneyimleyerek, gözlemleyerek, araştırarak akranlarına oranla çok daha sağlıklı yetişebileceklerini soyluyorlar.

Sedef Erken: 
Tema: Secim yapar miyiz? Belirsizliğe güvenmek mümkün olabilir mi? Otistik olan çocuğu ile ilgili hayat hikâyesini anlatıp, seçimlerin, evrensel zekânın ve otizmin hayatımıza olan etkisinin sorgulanmasına dikkat çekiyor.

Kacie Lyn Kocher (Hollaback):
Sokak tacizcilerine karşı web tabanlı bir şikâyet portalını anlatıyor. Taciz deneyimini blogda paylaşarak rahatladığını fark ettikten sonra böyle bir girişimde bulunmuş. Anladığım kadarıyla taciz deneyimlerinin paylaşılmasından bir çözüm bekleyişi var. Bence problemi geçici olarak değil de aspirin ile çözmek gibi bir şey bu. Tacizcinin neden taciz ettiği ya da taciz davranışının nasıl düzeltileceğine odaklanmak çözüm arayışında daha etkili olabilir diye düşünüyorum. Belki de bu girişim, bu probleme daha sağlıklı yaklaşımlara kapı acar.

Levent Erden: 
Günümüzde kişisel tatmin duygusunun, kişinin dışarıya nasıl göründüğünden daha önemli olduğunu soyluyor. Teknolojinin değişmesi ile tekil sosyallik kavramını irdeliyor. “Leş gibi tek başına olmak” diyor ve ekliyor “Devamlı inovasyon yapılıyor fakat inovasyonlar anlamlı mi sorgulanmıyor”. Internet kullanıcılarının akıllı takip sistemleri sayesinde devamlı kendi ilgi alanlarının içerisine itildiğini anlatıyor.

Agah Uğur (Borusan/CEO):
Karar almak konsepti ile ilgili çok güzel bir konuşma yaptı. Kaostan düzene, düzenden kaosa, evrensel döngüler içerisinde kararların doğru veya yanlış diye nitelendirilmesinin görecelilik çerçevesinde anlamlı olmadığını söyledi. Yani, Pakistanlı ve Danimarkalı 2 ebeveynin ayni doğru kararları vermesinin beklenemeyeceğini çünkü doğru kavramının kültürden kültüre, toplumdan topluma, zamandan zamana değişebileceğini izah etti. Karar alma noktasında çok mekanizma olduğunu ve bunu analiz etmenin kolay olmadığını söyledi. Tüm dinamikleri sabit tutup, sadece 2 dinamiği etkin tutarak analiz yapılamayacağını anlattı. Duyguların önemli olduğunu; tutku, cesaret ve farkındalık ile uzun vadeli cesur kararların alınabileceğini fakat insanların konfor alanlarının rahatlığından dolayı bunun kolay olmadığını açıkladı. Kültürel, siyasal, toplumsal baskılardan dolayı, karar alamayan insanlara yardım etmenin öneminden bahsetti.

Bas Verhart (THNK):
Bende, yine sistemin pompaladığı bir TED konuşmacısı izlenimini bıraktı. Mevcut sistemi olabildiğince ayakta tutma cabası olarak, yaratıcı liderler yetiştirmenin önemini anlatıyor. Not ettiğim cümlesini değiştirmeden aynen aktarıyorum: “Creative leadership is the only thing society is lacking”. Ben, bu konuda kendisine katılmıyorum. Toplumun daha medeni olmak adına neye ihtiyacı olduğunu belirlemek için önce  medeniyetten ne anladığımızın tartışılması gerektiğini düşünüyorum. Kapitalizmin, eşitsizliğin ve teknolojinin ilerlemesinin medeniyete olan etkisinin sorgulanmasını tercih ederim.

Selin Girit:
Doğru ve yanlışın ne olduğunu ve bugün ülkemizde bunu soranların akıbetinin ne olacağını sorguluyor. Gazetecilerin TC’deki haline dikkat çekiyor.

Can Yücel Metin:
Başkalarının kararları ile daha ne kadar gideceğimizi soruyor. Yanlış karar yok, önemli olan kendi kararlarımızı alabilmemiz olduğunu soyluyor.

Buket Aşçı (Vatan Kitap):
Kendinle barışık ol ki üretmeye basla diyor.

Hakan Bilginer (Zaytung):
Kendisi süper rahat bir kişilik. Kendi tecrübelerinden yola çıkarak, is alanında, kendi alternatifimizi yaratmanın önemini anlatıyor.

Burak Ülman (BBOM):
Türkiye’de eğitim alanında öncü olabilecek bir başarıya imza atıyorlar. Ekolojik duruşları ile her seviyede demokratik yönetimi ile özgün finansman anlayışı ile örneği olmayan bir eğitim sistemini entegre etmek üzereler. BBOM, yurt dışındaki önemli örnekleri, TC’nin de kültürünü ve geleneklerini harmanlayarak, kendi geleceğini yaratabilen, kendi duyguları ve isteklerini tanıyabilen, doğadan kopmayan, gerçek sorumluluk bilincinde, farkında bireyler yetiştirmek istiyor.Geleceğimiz için, çocuğu olsun, olmasın, herkesin desteklemesi gereken bir girişim. İnsanlığı ileriye götürecek olan şey, teknolojinin nasıl kullanılacağı değil, bir çocuğun nasıl yetiştirileceğine dayanıyor. http://www.baskabirokulmumkun.net

Heidemarie Schwermer:
Yıllardır parasız yaşayan ve farklı ülkelerde konferanslara katılıp konuşan bir bayan öğretmen. Yine bu konuşmacının bu tip bir konu için seçilmesi, benim kafamda soru işaretlerinin oluşmasına yol açtı. Bayanın anlattığı şeylerde yanlış bir şey yok. Dünyada sevgi olsun, ne istediğinizi bilin, pozitif olun, karma yasası vs. bahsediyor. Lakin bayanın prezantasyon yeteneği fevkalade zayıf, yas 60+, hitabet ve ikna gücü yeterli değil, İngilizce süper zayıf. Yani bayanın söylediği herhangi bir şeyden ilham alma olasılığınız olmadığı gibi, aklınızda parasız yaşamak varsa, bu prezantasyondan sonra paranın kölesi olmak isteyebilirsiniz. Bu kadar hassas bir konunun bu şekilde verilmesi ve konuşmacının seçimi vs oldukça düşündürücü geldi bana…

Selim Zafer Ellialti (Suvla): 
Kendi basari hikayesini anlatıyor.

Hakan Habip:
Bilim Kahramanları Derneği YK Başkanı. Dünyanın, enerji, ekoloji, teknoloji alanlarında problemleri olduğunu söyledi. Ben buna düşünce problemini de eklemek isterdim. Her yıl düzenlenen yarışmalarda çocuklar dünyanın ya da sosyal toplumun sorunlarından birini seçip onu gidermek adına teknolojiyi kullanarak bir takım şeyler icat ediyorlar ya da üretiyorlar. Bilimin sonuçlarının yaşamın kalitesini arttırdığını soyluyor. Peki ya bilimin sonuçları, doğadan uzak, mekanik ve sentetik bir toplum oluşumuna sebep olursa? Çocuklara bir şeyler ürettirme konusunda kendisine katılıyorum, fakat üretimin mekanik ve teknolojik alanlara yoğunlaşmasını sorgulamadan edemiyorum. Şahsen, fikir ve düşünce yarışmalarını daha çok görmek isterdim. Hakan Bey diyor ki “insanlığın gelişimini pozitif etkileyebilecek başka bir yaklaşımın farkında değilim”. Burada yorumu size bırakırken, bu konuda yazdığım yazıyı okumanızı tavsiye ederim.

Serdar Patkin (change.org):
Dijital aktivizm. İmza kampanyalarının toplanma adresi. Müthiş bir güç içeriyor. Değişime olan etkisi müthiş hızlı. Bir köyün, 3 yıldır savaştığı HES termik santral projesini bu web sitesi aracılığı ile 3 haftada durdurmuşlar! Daha ne denebilir? Web sitelerine bir bakmak için girdim, 6, 7 kampanyaya imza atıp çıktım. Bu arada eklemek istediğim bir konu daha var, dışarıda bir takım şeylerin değişmesi için harcadığımız eforun azıcığını, kendi içimizdeki değişim için de ayırabilmemizin faydalı olacağını düşünüyorum.

Ayşegül Güzel (Zumbara):
“Zaman” ile alternatif değiş tokuş sistemi. Diyelim ki ben gitar çalmak istiyorum. Gitar bilen bir üye bana gitar öğretiyor ve 6 saat harcıyor. Bunun karşılığında ben de 6 saatlik bir hizmet veriyorum. Mesela, ben de Japonca biliyorum ve isteyene Japonca ders veriyorum. Horigato.

Dietmar Dahmen:
Süper profesyonel uluslararası bir TED konuşmacısı. Bence, yapılan prezantasyon yine bir toplum mühendisliği çalışması. Dietmar, prezantasyonunu sadece teknolojik ilerlemeye ayırmış. Tam bir transhümanist görünümü var. Bir sonraki yazımın okunmasını tavsiye ederim (tıklayın).

Deniz Alnıtemiz:
15 dakikalık stand up show. Bence konferans bitişi için gayet güzel bir secim oldu.

Konuşmacıları yukarıda kısaca, kendi üslubumla anlatmaya çalıştım. Teknolojiye karşı bir alerjimin olduğunu düşünmenizi istemem. Benim, sadece, teknolojik gelişimi, medeniyet gelişimi ile bir tutan zihniyete alerjim var. Verdiğim linkteki (tiklayin) yaziyi okursaniz bu konuda sizlere farklı perspektifler verebileceğini düşünüyorum.

Teknolojiyi insan hayatına, doğru bir şekilde entegre etmemiz gerektiği kanısındayım. Yanlış ellere düştüğü taktirde, teknolojinin toplum için, hayatı tembelleştiren, tatmin duygusunu sentetik yollarla manipüle eden, insanları doğadan, doğallıktan ve birbirinden uzaklaştıran, soyut bir gerçeklik yaratan ve insanın bağımlılığını artırıp, özgürlüğünü kısıtlayabilecek bir güce sahip olduğunu düşünüyorum.

Hayatimizi teknolojisiz yasayamayız. Bu eşiği çoktan geçtik. Fakat hayatimizi hala sorgulayarak ve düşünerek yasayabilme eşiğini henüz geçmedik.

Sansürlere ve sınırlara maruz kalmadan, toplumu, medeniyet seviyesine çıkarabilecek değerlerin ne olduğunu hep beraber düşünmeye, tartışmaya ve paylaşmaya davet ediyorum sizleri.

About these ads

Ağustos 20, 2013 tarihinde Uncategorized içinde yayınlandı ve , , , , , , , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin. 2 Yorum.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logo

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter picture

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook photo

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ photo

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

Takip Et

Her yeni yazı için posta kutunuza gönderim alın.

%d blogcu bunu beğendi: