Stephen Hawking’in Belgeselinin Analizi: Did God Create the Universe?

42 dakikalik bir kozmos belgeseli. Fikirlerinin ve soylemlerinin kime ait oldugundan hicbir zaman emin olamayacagimiz, dahi oldugunu varsaydigimiz bir fizik profesoru.

Yaklasik 10 yil once, karadelik, galaksi, big bang gibi konularin islendigi kitabini meraktan alip okudugumda beni pek de sasirtan bir icerik bulamamistim. Pek de uzerine dusundugum bir zat degildi. Ama son yillarda kendisi ile ilgili rastladigim haberler oldukca ilgimi cekti. Bu belgesel de uzerine cila oldu.

Hawking bir “Royal Society” uyesidir. Royal Society, 1660’da İngiltere’de kurulmus dunyanin en eski bilim akademisidir. Newton, Darwin, Einstein, uyelerinden bazilaridir. Kurum gunumuzde, Ingiliz Hukumetine bilimsel danismanlik hizmeti dahil kapsamli aktiviteler yurutmektedir. 2010 basinda duzenledigi bir konferans, dunyanin onde gelen bilim insanlarini, arastirmacilari bir araya getirmistir. Bu 2 gunluk konferansin basligi: “The detection of extra-terrestrial life and the consequences for science and society”. Salında bakarsanız, gayet önemli bir konu için alanlarında en ileri bilim insanlarını toplayıp dünyanın en eski ve saygın bilim akademisinde toplanıp 2 gün boyunca basına kapalı olarak tartışmışlar.

Ozellikle bu konferanstan sonra Hawking’in basinda cikan soylemleri ilgimi cekti. Sanki “haydi hep beraber ayni anda agiz birligi edelim” dercesine, hepsi cikip “gunun birinde uzaylilar gelirlerse buyuk ihtimalle bizi cizerler” tarzi haberler beni hem guldurdu hem dusundurdu.

Hawking’in zararli uzaylilara karsi olan fetishini anlamak icin onun savundugu ideolojiyi, inancini (ya da inancsizligini) biraz anlamak gerekiyor.

Bu belgesel, Hawking’in ideolojisini ve inancini anlatmak adina o kadar cok malzeme tasiyor ki, bu sifreli bilgilerin son kullaniciya giderken anlasilmamasi nifak tohumlarinin yetismesine gayet yol acabilir.

En basindan konu belli: Evreni Tanri mi yaratti? Belgesel’in ciddi bir bolumu curuk bilgilerle dolu. En basinda, insanlik tarihinin baslangici, vahsi ve ilkel medeniyetlerin yasadigi urkutucu bir yer olarak canlandirilmis. Gerceklikten fazlasiyla uzak. Son birkac bin yil ilkelligimiz son konusu olmus olabilir fakat bunu tum tarihe ya da oncesine de yaymak, en basindan belgeselin farkli bir niyeti oldugunu zaten bagiriyor. Bu konuda ne demek istedigimi anlayamayanlar icin zamandan ve mekandan tasarruf etmek adina, Ataturk’un talimati ile kurulan bir ekip tarafindan arastirilan ve hatta Ataturk’un istedigi uzerine Turkce’ye cevirisi yapilan James Churchward’un “Kayip kita Mu” isimli kitabinin okunmasinin, ogrendigimiz insanlik medeniyetnin pek de derslerde ogretildigi gibi 5,6 bin yillik gecmise sahip olmadiginin anlasilmasina yararli olacagini dusunuyorum. Platon dahil cok unlu dusunurlerin ve arastirmacilarin bu konudaki onemli referanslarina basvurabilirsiniz.

Yine denizde seyreden o eski medeniyetin, gunes tutulmasi gibi en basit gok hareketlerini anlayamamasi bence tartismaya acik bir alan. Eski medeniyetlerin, astronomi ile ilgili geldikleri noktalara bizim henuz gectigimiz kisa sure icerisinde gelebildigimizi ve eski bilgilerin dogrulugunu teknolojik ilerlemeler sayesinde anca teyid edebildigimizi hatirlatmak isterim.

Tenis maci: Evrenin presiplerini, tenis macinin prensiplerine benzeterek “basitce boyle anlatilir” demek isteniyor. Peki denen ne? 2 kural var. Biri degistirme inisiyatifinin insanda oldugu, insan yapimi kurallar. Digeri de fizik kurallari (yercekimi, surtunme kuvveti gibi). Dunya uzerindeki fizik kurallarinin, tum evrende sabit oldugundan bahsediliyor. Ki bence bu varsayimi gonul rahatligiyla kabullenmek, ahmaklik ve cehalete esittir. Insanin dogadaki herseyi bu kadar basit aciklayabilecegini zannetmesi ya da dusunme ve algilama kapasitesinin bu derece ustun oldugunu farz etmesi, egonun narsisizmin onemli belirtisidir. Anlasilabilir. Insanin algilama kapasitesinin darligi ve dusunme yeteneginin zayifligi goz onune alindiginda, bu tip varsayimlar yaparken daha dikkatli olunmasi gerekir. Fakat belgeselin belli bir propaganda amaci oldugu icin, bu dikkat ihtiyaci bu belgeselde hakim degildir.

Bu kadar sig bir noktadan yola cikarak, “Tanri’nin buradaki rolu nedir” gibi zayif oldugu kadar provakatif bir imada bulunuyor. Devaminda, İbrahimi dinler ile sozde modern bilimin sagliksiz karsilastirmalarini yaparak, daha genis anlamda yanlis cikarimlarda bulunuyor. Dinler ile bilimin karsilastirilmasi yapilabilir. Ki yapilmistir da. Fakat burada yapilan, bir karsilastirmadan ziyade, ciddi bir propagandadir!

Evreni anlatirken, onu olusturan 3 icerikten bahsediyor. Madde, enerji ve bosluk. Enerjiyi anlatirken, neredeyse tamamen eksik ve yanlis bilgiler veriyor. Ote taraftan ruh ile ilgili hic bir bilgi yok. Sonra madde ile enerjiyi birlestiriyor. Ve her hareketin bir yansimasi olmasi gerektigini soyluyor. Tepe olusturmak icin cukur kazmak gerektigi ornegi gibi. Burdan da yola cikarak tekrar Tanri’yi reddediyor. Zaten hersey kendi kendine etki-tepki prensibi ile olusuyosa Tanri ne is yapiyor diyor…

Big bang enerjisinin, hangi etkinin tepkisi olarak ciktigi sorusunu, bir fincan kahve yapmak icin, farkli maddeleri karistirmak gerektigi ornegini vererek anlatmaya calisiyor. Bu ornekte, kahveyi yapmak icin kahve makinasina ihtiyac duymasi, transhumanizm sevdalarini ve mesajlarini iceriyor.

Kara deliklerin icerisinde zamanin durdugunu ve big bangden once de zaman olmadigini ve zaman olmayan bir ortamda neden sonuc iliskisinin olamayacagini ve dolayisiyla Tanri’nin da buna sebep olamayacagini soyluyor. Hawking, burada basarili zorlamis diyebilirim, ama olmamis. Bu kadar yoksun bir algilama kapasitesiyle bu kadar buyuk kavramlara bu kadar net cevaplar bulabilmek, inanabilmek, guvenebilmek…

Gel gelelim propagandaya,

Satanizm

Satanizm sozlukte kisaca, seytana tapmak olarak geciyor. Benim icin satanizm, ruhu yok saymak ve transhumanizm esit bir olgudur. Ikisinde de dogaya ve ruhun gelisimine karsi verilen bir savas vardir. Din ile bilim karsilastirilabilir fakat burada ciddi carpitmalar soz konusu. Insanlar ve cocuklar bilincli olarak sebepsizlige, nedensizlige, amacsizliga yonlendiriliyorlar. Buradan hareket edecek bireylerin icerisinde, satanizme eyilim gosterenler cikacaktir.

uytyuıo

Stephen Hawking yazdığı çocuk kitaplarıyla birlikte çocukları etkileyip onları evrenbilime yanaştırmıştır. Yazdığı kitaplar çocukların hayal dünyasını da genişletmiştir. – Wikipedia

Hawking’in temel problemi, insan farkindaliginin kendi realitesi uzerinde etkili oldugunu kabul etmemesidir. Farkindalik konusunu zaten hic ele almiyor. Sanki hepimiz makineymisiz gibi ruhtan hic bahsetmiyor. Ayni zamanda maddenin arkasindaki gercekligi anlatirken de yanlis ve eksik bilgi veriyor.

Soyledigi cok dogru seyler de yok degil, var, fakat kendisi yin-yang’deki negatif olgunun bir tezahurudur. Ve aslinda evreni anlatmaya calisirken de negatif taraftan betimlemeler yapiyor. Belgesel icerisinde, Tanri’yi sorguladiktan sonra, zaman zaman tek gozu gorunecek sekilde kameraya bakmasi da pek manidar. Gunumuzde artik moda haline gelen ve daha cok muzik endustrisinde bolca gordugumuz tek goz isareti anlasilan Hawking’i de etkilemis…

Illa bilim ve dinin ciddi anlamda karsilastirmali ve yapici bir calismasini seyretmek isterseniz, baslangic olarak, “what the bleep do we know”u izlemenizi tavsiye ederim.

Sonuc olarak, Hawking bu belgeseli yapmasaydi, ben de bunlari sorguluyor olmayacaktim ve siz de bunlari okuyor olmayacaktiniz. Demekki Hawking Amca, ne iyi yapmis da bize bunlari sorgulama firsati vermis.

Ağustos 18, 2013 tarihinde Uncategorized içinde yayınlandı. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin. Yorum yapın.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: