Futbol

satirical-art-pawel-kuczynski-20

Dunya uzerinde en cok takip edilen ve seyircisi olan spor. Ulkemizde de farkli degil. Kutlamalara ve siddete gebe. Bir de spor dostluktur derler. Fakat dostlar birbirleri ile rekabet etmezlerki…

Entegrasyon baslikli yazimda, oyunlarin bebeklik donemimizden itibaren, bizim insani degerlerimizin kurulmasi uzerinde nasil etkili olduklarini yazmistim. Ozellikle oyunlarda asilanan rekabet olgusuna bagli tatmin olma hissiyatinin nasil bizim realitemizi olusturdugunu, egonun sekillenme surecine etkilerinden bahsetmistim. Lutfen okumadiysaniz, once o yazimi okumanizi tavsiye ederim. Cunku oyunlarin, bircok farkli dinamik icerisinde bizim dusunce formlarimizi olusturma surecine etkisini anlamamiz gerekiyor.

Görsel

Aidiyet duygusu

Markalarin pazarlanmasini gelistirmek icin bir suru calisma yapilmistir. Mac, Linux, Harley Davidson, WWF Wrestling, Volkswagen Beetle gibi markalari olusturan kitlelerin hangi duygulari hissederek kendilerini o gruba, kulture ya da markaya adadiklarinin analizi oldukca ilginc. Hepsi de kendini bir sekilde ozel hissediyor. Ayni zamanda kendi gibi ayni gruba kendini adayan kisilerle beraber olmak da (bire bir tanismasalar da) aidiyet hissini guclendiriyor ve bireyin bir gruba, topluma, kulture ait oldugunu hissetmesi yanliz olmadiginin kendileri icin bir gostergesi oluyor. Ister bir cemaat olsun ister bir takim, temel olarak insan ait oldugunu ve dolayisiyla anlam kazandigini gormek istiyor.

Futbolda, takim taraftarliginin da bundan hic bir farki yok. Dunya da bir kultur haline gelmistir artik. Nasil bir isminiz, inanciniz, uyrugunuz var ise takiminiz da vardir. Ve yine nasil dinlerin fanatikleri ve daha hafiften alanlari var ise taraftarlarin da fanatigi gayet dogal olabiliyor.

wordpress02

Fanatizm ve Duygular

Acikcasi ben bir fanatigim ve beni taniyanlar da bunu az cok bilirler. Fakat bu durum, problemi gormemi engellemiyor. Fanatiklik gunumuz toplumunda gayet normal bir durum. Bireyin kendini kontrol etmesi ve cogu noktada duygularini bastirmasi beklenir ki duygularin bastirilmasi aslinda sistemin carpikligi kadar insan dogasina ters bir yaklasimdir. Evet terstir ve buna ragmen bastirilmalidir da. Cunku bastirmadiginiz zaman “iki yanlisin bir dogru etmedigi” kaliplasmis ornek ile karsilasiriz. Yani, oyunlarin cikis noktasi insan dogasina über terstir ve bu durum mevcut travmalarin ortaya cikis nedenlerinden sadece bir tanesidir. Bu durumu anlamadan sadece duygulari bastirmak, daha buyuk felaketlere yol acmamak icin en kisa (ama en saglikli olmayan) cozum yoludur.

Bebeklikten olene kadar her kosulda ve sartta kazanmaya odaklanan bir bireyin kaybetme durumunda rakibini alkislamasi ve icten tebrik etmesi, herkesin gormek istedigi bir yaklasim olmakla beraber, iki yuzlulugun ve riyakarligin da belirtisidir. Kesinlikle siddeti ve duygularin her kosulda serbest birakilmasini savunmuyorum. Sadece problemi amelyat ediyoruz ve cikan parcalarin analizini yapiyoruz.

Her kosulda fair play ve centilmence yaklasimlari ictenlikle sergileyen insanlar var, fakat bu insanlar toplumun o kadar kucuk bir kesimini olusturuyorlar ki bu insanlarin uzerine konusmamizin bir anlami yok. Zira toplum psikolojisinden bahsediyorsak biraz daha gercekci olmamiz lazim. Tabiki toplumun gelismislik seviyesi, kulturel birikimi vs de etkili faktorler fakat bunlar da benim pek ilgimi cekmiyorlar. Benim esas ilgimi ceken nokta,

wordpress03

Neyi kazaniyoruz, neyi kaybediyoruz?

Insan mutlulugu cok kolay manipule edilebilen bir sey. Insanlar istedigi zaman mutlu olabilirler. Bu kadar basit! Mutluluk sadece bir hap uzakliginda. Hap disinda cok farkli yollar ile de insan duygulari manipule edilebilir. Mesela elektro manyetik dalgalar, beyine yerlestirilen cipler, hipnoz, kimyasallar ve daha aklima gelmeyen bir suru yontem ile. Esas problem bunlarin gercek olup olmadigini nasil anliyacagiz? Cunku disaridan manipule edilerek elde edilen mutluluklar, bizim o manipulasyon aracina olan bagimliligimizin resmidir. Bagimlilik surecinde ani bir akis kesintisi buyuk travmalara sebep olur.

Tabiki her seyin bir sonu var, hicbir sey sonsuza kadar surmez fakat burada dogal surec ile yapay surecin karsilastirmasini yapmak istiyorum. Amacimiz dogal bir sekilde mutlu olmak ve yapay sureclerden uzak durmak olmali. Hersey bu kadar basit degil tabiki ama mumkun oldugunca detaylarda dagilmamaya calisiyorum ve ana hatlarin uzerinden konuyu baglamaya calisiyorum. Oteki turlu kitap yazmam gerekirdi…

Neyin yapay olup olmadiginin analizi bu surecte en onemli kilometre tasidir.

Bir an icin durun ve sizi gun icinde nelerin mutlu ettigini bir dusunun. Ya da, nelerin sizi mutsuz ettigini… Bunlar uzerinden bir cok cikarimda bulunabileceginizi dusunuyorum. Sizi mutlu ya da mutsuz eden faktorler ne kadar gercekler?

Mesela yolda giderken biri arabaniza hatali bir sekilde carpti diyelim. Aracin sag tarafini boydan boya gocertti diyelim. Ben sahsen sinirlenirdim. Doalyisiyla sinirlenecek kimseyi de garipsemiyorum.

Ya da size bir yerden ikramiye cikti ve hatri sayilir bir kac deste banknot hic hesapta yokken elinize gecti diyelim. Yine ben dahil hemen hemen herkes buna gayet sevinir.

Ya da dogumgununuzde size gelen hediyeleri dusunun. Elbiseler, takilar vs

Yukaridaki orneklerin ortak ozellikleri, hepsinin yapay (yani insan yapimi) olmasi ve sizi hayatta tutmak anlaminda etkin olmamasidir. Bircok seye sonradan deger veriyoruz. Bircogu bizim icin prestij anlamina geliyor. Egomuzu tatmin etmekten pek de baska bir ise yaramiyor. “Para ile yemek yiyoruz” argumanini kabul edemem cunku belli bir noktadan sonra para insanlari bagimli yapiyor ve bu bagimlilik tamamen bir secim. Parasiz yasayin da demiyorum. Sadece bunun bir secim oldugunu ve parasiz da insanlarin yasayabilecegini kabul edelim. Yoksulluk, gunumuz sisteminin bir sonucudur. Sisteme baskaldirin da demiyorum. Zira anarsi, isyan, ayaklanma hic bir zaman bir cozum olmamali. Sadece bu durumu algilayabilin.

Elbiselerimize, arabalarimiza ve gercek anlamda degersiz seylere yukledigimiz degerlere tuttugumuz takimi da eklersek cok mu abartmis oluruz? En nihayetinde, tuttugumuz takim mac kaybettiginde ya da mac kazandiginda bize ne gibi bir fiziksel fayda ya da zarar sagliyor? Bu uzuntu ya da bu sevinc ne kadar gercek? Bir de is derbilere gelince olayin civisi iyice cikiyor. “Oh nasil gecirdik” diyebilmek ve karsi tarafi, psikolojik olarak mahvolmus gorebilmek bizim ilgimizi neden bu kadar cok cekiyor? Futbol, insan egosunun disa vurumlarindan sadece bir tanesi. Futbola ilgi gostermeyen biri, benzer yaklasimlari illaki farkli bir alanda disa vuruyordur (Jupiter’de dogup buyumediyse).

wordpress04

Eskiden insanlarin putlara tapinmalari, ilkelligin gostergelerinden biri kabul edilirdi. Ben gunumuz toplumunun bir adim ilerleyebildigini sahsen gormuyorum. Ilerlemenin tanimini siz nasil yapiyorsunuz bilmiyorum ama ben toplumlarin tum dunyada hala putlara tapindigini ve hatta bu inancin daha da guclendigini goruyorum. Herkes kendi putunun ne oldugunu bir dusune dursun.

Spor, her ne kadar cogu cesidinde rekabeti de icinde barindirsa da, en azindan dinc kalmak ve vucudu calistirmak icin gayet yararli bir aktivitedir. Spor yapmayan bireyin, psikolojik olarak spor yapana oranla daha kirilgan oldugunu da biliyoruz. Dolayisiyla, spor hem fiziksel hem psikolojik gelisim icin gerekli bir aktivitedir. Ideal toplumda, her birey icin yasam sekli haline gelmesi gerekir.

Baskalarinin spor aktivitelerini seyretmek de bazi durumlarda (sosyallesme, paylasma, ogrenme vs) yararli oluyor. Fakat bireyin tatmin duygusunu, kendisinin icinde bulunmadigi bir grubun baska bir gruba sagladigi ustunluge baglamak, toplumda yaygin oldugu kadar malesef sagliksiz bir durumdur.

Insanlar bu tip beklentilere girmek yerine kendi mutlu olabilecekleri alanlari kendileri yaratip, kendi aktiviteleri (illa spor olmak zorunda degil) yolu ile bu noktaya ulasmalari birey icin daha saglikli olurdu. Tatmin beklentilerimizi kendi merkezimizden uzaklastirip, dis faktorlere dayamayi bir noktada kendi icimizdeki kopuklugun bir belirtisi olarak goruyorum. Birseyler yaratmak, birseyler uretmek, ogrenmek yerine baskalarinin aktivitelerine bagli yasamak, mutluluklarimizi dis faktorlere baglamak bir noktada farkinda olmadan kendimizi koreltmek oluyor.

Ozellikle futbol gibi, kollektif olarak niyet edilen aktivitelerde ortaya cikan enerji akimlari, rekabetin yuksek oldugu merkezlerde kendini buyuk sevinc olarak ya da buyuk uzuntu olarak gosterdigi gibi bu hissedilen duygularin ne kadar gercek oldugunun tartilmasinin faydali olacagini dusunuyorum. Aslinda insanlarin ugruna cildirdiklari, yeri gogu inlettikleri seyler, insanin egosunun catlaklarindan cikan cigliklara benzemiyorlar mi…

wordpress05

Ağustos 19, 2013 tarihinde Uncategorized içinde yayınlandı. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin. Yorum yapın.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: