Ezoterik Acenda

Görsel

(Bu yazi hic bir inanci, kisiyi, grubu, organizasyonu, hedef almamaktadir. Yazi tamamiyle yazarin kendi dusunceleridir. Sozkonusu makale, normal sartlarda bu kadar kisa bir yazida degerlendirilemeyecek kadar genis kapsamli konulari iceriyor. Blog yazmanin dogasindan oturu, ana hatlar uzerinden gidildi. Mumkun oldugu kadar kisa ve sonuca yonelik yazildi. Umarim bazi bolumlerde detay eksikliginden dolayi anlam karmasasi yasamazsiniz.)

Binlerce (belki de on binlerce) yıl oncesinden itibaren, tum bilinen kadim ogretilerin varligindan gunumuze, hayat tiyatrosunun ve var olmanin anlami, insanin tum “varligi” ve “anlam”i hatirlamasi icin gitmesi gereken kutsal bir seruven idi. Ne var ki, gunumuze gelene kadar bu seruvenin tanimi insanligi kontrolu altinda tutmaya calisan merciler tarafindan manipule edilmis ve bir cok degisime ugratilmistir. Bu degisim ve manipulasyon sureci icerisinde, kutsal olan hersey insana unutturulurken, madalyonun oteki yuzu gucunu hakim kilabildi. Surecin bilinen ve sonradan degistirilen tanımlarini icerdigi dusunulen kadim ogretilerin, mitolojilerin, efsanelerin, dinlerin ve bunlari metafor gozlugu ile inceleyebilmenin onemi gunumuzde kritik bir hal almistir. Fakat mevcut kosullarda, bu degisim gucunun isleyisi, bizim cogumuzun suanki anlayis kapasitemizin birhayli uzerinde kalmistir. Her ne kadar gercegin anlami, bilincimizin uzaginda kalmis olsa da, bilincaltimizda bu mesafeden soz edilemez. Dolayisi ile anlayabilmenin yolu zor oldugu kadar kolay, uzak oldugu kadar da yakindir.

Gunumuzde gercek bilginin bastirilmasi ve insanlarin buyuk cogunlugunun hipnoz altinda birakilmasi, tarihin en buyuk gecislerinden birine zemin hazirlamistir. Patlamadan hemen once sıkıştırılan bir balonun yarattigi etki gibi, merkezcil ve merkezkac kuvetlerinin birbirine orani kritik seviyeye gelmistir. Yin ve Yang deki eril ve disil etkilere de benzetilebilir.

Bugun, bu coşma aninda bulundugumuzu gosteren tum parametreler goz onune alindigi taktirde, bu degisimin eşik noktasinin fark edilmesi mumkundur. Fakat mevcut global sistem, bu degisikligin fark edilmesini arzu etmez. Dolayisiyla kisinin cabasi bu noktada belirleyici olacaktir. Salt istek ve niyet, bilicaltinda, davranislari ve hayat ruyasinin gelisimini kontrol eden gucun dumenidir. Istek ve niyetin onemi bu sebepten dolayi muazzamdir. Sonsuz seceneklerin icerisinde sizin yolunuzu cizer. Tabiki hersey, bilginin nasil kullanilacagina dayaniyor. Bilgi, iyi niyetle de kotu niyetle de kullanilabilir.

Peki bu bilgiler ne tarz bir erozyona  ugradi?

Bu bilgilerin bozulmasi yaklasik 5, 6 bin yil oncesine dayandiriliyor. Bu surecte Sumerliler ilk olmak uzere, yazi dili tarihteki yerini aliyor. Yazi dili ile beraber linear ogrenme metodu insan gelisimine entegre ediliyor. Kim entegre ediyor derseniz, o surec icerisinde, sumerlilerde en ust merci kabul edilen tanrilar, akla ilk gelen cevap oluyor. Bu surec ile beraber insan gelisimi anaerkil prensiplerden ataerkile dramatik bir gecis yasiyor. Bu gecisi 12 bin yil oncesine dayandiran arastirmalar da mevcuttur.

Toplum yapisindaki bu gelismeye paralel olarak, kadim bilgilerin bozulmasi da baslar. Tum bu gelismeler, insanin kendinden kopmasina ve kontrol altina girmesine sebep olmustur. Gunumuz sisteminde oldugu gibi linear ogrenme metodu ile insan beyninin isleyisi kademeli olarak sol loba kaymistir. Arkeolojik calismalar da, bu tarihi gelismeyi cok net bir sekilde yansitirlar.

Surec icerisinde, kutsal olan herseyin bozulmasi, gunumuzde kendini dunya uzerindeki mevcut durum seklinde gosteriyor. Bu durumdan kimin karli cakacagi, bu sayfaya sigamayacak kadar uzun bir konu. Fakat bir kelime ile kimin zararli cikacagini ozetleyebilirim. Insan!

Yani butun bu hikaye, insani kontrol etmek ve ondan faydalanmak icin kurgulanmistir. Bir hayal edelim, şirin bir gezegende sirin bir canli meydana geliyor. Ve dogdugu gun, icinde bulundugu bolunmus sinirlarin kurallarini kabul etmis sayiliyor. Yani bu şirin gezegende, biri onun yerine karar veriyor, ve ona bir kimlik veriyor. O ancak baskalarinin istedigi kisi olabilir. Baska birsey secme imkani yok. Daha sonra ona sadece ve sadece kulturun sundugu seceneklerden bir kisilik ve karakter secmesi isteniyor. Sisteme hemen adapte olmasi icin bir egitim sisteminden gecirilip, beyninin, esas calismasi gereken tum bolgelerini travmaya ugratip, disiplin ve otorite altinda onu şoka sokarlar. Bu şoka en iyi cevap verenler zaten sistemi döndürmek icin zamani geldiginde gorevlerini yapacaklardir. Kendi benliginden en kolay kopup, otoriteyi kabullenip, hizmete hazir hale gelenler odullendirilir. Bu sirin gezegende zamani geldiginde herkes sorgusuz, sualsiz otoriteye hizmet etmek zorundadir. Kendi turunu oldurmesi istense bile bunu sorgulamadan yapmalidirlar. Bu sirin ırkın analitik sorgulama yetenegi, gelisimlerinin ilk yillarinda travmaya ugratildigi icin tum nufus kontrol altindadir. Bu sekilde, koyunlar gibi al gulum ver gulum yasarlar.

Peki bu şirin gezegende olup bitenler size birseyler animsatiyor mu?

Görsel

Ya da,

Zeki oldugunu savunan bir canli baska bir canliyi baskasi istiyor diye oldurebilir mi? Ya da, bu olasiligi kabul edebilir mi?

Gerekceniz ne olursa olsun son soruya cevabiniz “Evet” ise, siz pek sorgulama yapmayan taraftasiniz demektir.

Burada dikkat cekmek istedigim konu, bizim verdigimiz kararlarin bile sahibi biz degiliz. Bu kararlari vermek icin kullandigimiz fikirler bizim oz fikirlerimiz degil. Bunlarin hepsi kultur tarafindan verilmis dusunce formlaridir. Bugun kimsenin dusunce gelistirmedigi bir dunya olusturulmustur. Bu sekilde binlerce yildir, insanlik kontrol altindan cikmamistir. Yaratici dusunebilen insanlar da vardir fakat bunlar sistem icinde otomatik erozyona ugrarlar.

Gecmisten gunumuze gizli kalmis, kadim ogretileri, secilmis insanlara vermeyi amaclayan hala bir suru organizasyon vardir. Bunlarin kimi ticari, kimi kar amaci gutmeyen yapilara burunmus olsalar da hemen hemen hepsinin gunumuzde neye hizmet ettiginin sorgulanmasinin zamani gelmistir. Alt yapilari birbirlerine gore farklilik gosterse bile, cok kutsal amaclar altinda kuruldugunu iddaa eden organizasyonlarin bile neye hizmet ettikleri sorgulamaya acik hale gelmistir.

Burada belirtmeden gecemeyecegim ince bir konu var. Bu tip organizasyonlarda bulunan kisileri kesinlikle yargilamiyorum. Bir cogunun da bu organizasyonlara cok iyi niyetlerle basladiklarini gayet net biliyorum. Bir cogu cok hassas ve iyi niyetli insanlar. Fakat kisinin icinde bulundugu, enerji harcadigi bir yapinin, bilinenin aksine pek de iyi niyetlerle kullanilmadigini kabullenmesi ya da gereken arastirmayi yapmasi bazen guc olabiliyor. Fakat bu durum gunumuzde hemen hemen tum entellektueller icin gecerli.

Bu organizasyonlarin bazilari, yazili tarihin belli noktalarinda bahsi gecen kulturlerin ve ideolojilerin devami olarak da kendilerini tanitabilmektedirler. Fakat tum alanlarda oldugu gibi, insanliga faydali olan herseyin zaman icerisinde yipratilmasi ve degistirilmesinden nasibini almayan bir okul aramak, kumda inci aramaya benzer. Bir de bu duruma internetteki ve diger basin yayin organlarindaki bilgi kirliligini de katarsak durum iyice karisik bir hal almistir.

Yukarida bahsettigim organizasyonlar ve aydinlanmayi amaclayan okullar ile ilgili dikkatimi ceken bazi kritik hususlari sizlerle paylasmak isterim.

  • Icerisinde hiyerarsinin bulundugu hic bir organizasyondan saglikli bir ogreti bekleyemezsiniz. Tabiat hiyerarsik prensiplerle islemez. Yukarida emir vereniniz olmayacagi gibi, asagida da emir eriniz olmamali.
  • Size Dunya uzerindeki insanin mevcut problemini verdigini savunan bir calismanin iceriginde en az 2 tane zorunlu konu olmalidir. Bunlardan biri “insan egosu ve bunun isleyisi”, ikincisi ise “egonun gorunmeyen el tarafindan manipulasyonu”. Cok onemli! Bunlardan biri eksikse, dogru varsayimlar ve cikarimlar yapmak guclesir.
  • Ogrenmek isteyen bir insan, illa ki ogrenmek istedigi bilgiyi bulur. Bunun icin Hindistandaki magaralara ya da havali cemiyetlere girmek sart degildir.
  • Huzurun, insanin kontrolu disindaki bir faktorden gelecegini savunan hicbir ogretiye inanmayin. Mesih bekleyenlere bol sans.
  • Anlamsiz bagimliliklara enerji harcanmamali. Enerjinizi ve dusuncelerinizi yogunlastirdiginiz “şey”in evrensel gercekligi ve gecerliligi oraninda size geri donusu olur.
  • Arzularinizi dış kaynaklardan dilemenizi soyleyen ogretilerden kosarak kacin! Bu ogretiler, insanin mevcut gucunun farkina varmasini engellemek icin dikkatini, kendisi disindaki bir alana yonlendirir. Insanin kendinden kopmasinin delilidir.
  • En buyuk dusmaniniz “korku”dur. Korkmaya basladiginiz anda, sahiplenilmissiniz demektir. Biri sizden her hangi bir varliktan korkmanizi istiyorsa, o kisi sizin gelisiminiz icin calismiyor demektir.
  • Yazdiklarim dahil her seyi sorgulayin. Sorgulamaktan korkmayin. Esas, kendi ogretisinin sorgulanmasini istemeyenlerden korkun.

Bu hayatin, herkes icin amaci ayni olmayabilir. Herkes ayni tecrubeleri yasamak zorunda degil. Dunya, insanlar icin monokultur tarlasina donusmemeli. Bunun icin , herkesin yapabilecegi bir sey var. O da cikip bu bilgiyi yaymak degil, sokaklarda yuruyus yapmak da degil, hatta sisteme bas kaldirmak hic degil. Yapabileceginiz tek sey, dogru olduguna inandiginiz seyi yapmak! Eger sisteme baskaldirmaksa onu yapin, ya da sistemi desteklemekse de onu yapin. Ama iyiligine inanmadiginiz seyi yapmayin. Bugun yasanan sorunun kaynagi, insanin zorunlu birakildigi icin, dogru oldugunu dusunmedigi seyleri yapmasindan kaynaklaniyor. Tabiki sistem bu sekilde calisiyor. Fakat sistemi anlamak ve her seye ragmen dogru olan secimleri yapmak bize kalmis.

Tarihte taniklik ettigimiz bu degisim surecinin arzu ettiginiz yone dogru gelismesini istiyorsaniz, sizin de bu arzunuzu gosterir nitelikte davranislariniza sekil vermeniz gerekir. Bir kisi neyi etkileyecek demeyin. O bir kisi, sizi etkileyecek. Bir de bakarsiniz tum dunyayi kurtaran siz olursunuz.

Ağustos 20, 2013 tarihinde Uncategorized içinde yayınlandı. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin. 5 Yorum.

  1. Bu konuyu araştırmaya başladığımdan beri okuduğum pek çok yazıda ya da izlediğim videolarda hep illa ki bir zincire bağlanmak gerektiğinden, ya da en azından bir gurudan, aydınlanmış birinden bir enerji almak gerektiğinden filan bahsediyordu. Ve bu bende hep şüphe uyandırdı… Öyle yazılar var ki, aynı anda hem aydınlanıp özgürleşmekten bahsediyor hem de zincire bağlanıp köleleşmekten…
    Aydınlanma denilen şey eğer içimizdeki boşluk denilebilecek genişliği farkedip o boşlukta fiziksel dünyamıza girecek şeyleri oluşturabilme bilinç seviyesi ise, ben bunu hiç kimseden ışık filan almadan deneyimledim. O zaman da belki de aydınlanma bu kadarcık bir şey değildir, diye kendimden şüphe etmeye başladım…. Aydınlanma çok daha olağanüstü bir deneyim olmalı, yıllarca eğitimden geçmeli, şimşekler çakmalı, bedensel sarsıntılar geçirilmeli vs vs şeklinde bilgiler var.. Hala aydınlanmanın ne olduğu konusunda tam emin değilim.. Fakat insanın yaşadığı fiziksel gerçekliğin kendi düşüncelerinin, isteklerinin, niyetlerinin, beklentilerinin sonucu olduğunu farketmesi için başkasına ihtiyacı yok. Akşam dinlediğim bi videoda Mark Passio diye biri onayladı bunu.. Bugün de sizin bu yazınızı okudum. İyi oldu.

  2. Mark Passio’nun bu alanda cok calismalari var. Ozellikle sahte “new age” hareketinin dinamiklerine, insanlari nasil tembel ve tum manipulasyonlara razi hale getirdigine perspektif veriyor.

    Ayrica Michael Tsarion’u da tavsiye ederim. Benim arastirmalarim da en cok faydalandigim arastirmacilardan biri.

  1. Geri bildirim: Transhumanist Acenda: insan 2.0 | tufanguven

  2. Geri bildirim: Hipnoz | tufanguven

  3. Geri bildirim: Transhumanist Acenda: İnsan 2.0 [Arşivden]… Tufan Güven | Edebiyat_Gazetesi

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: