Transhumanist Acenda: insan 2.0

transhumanism

Insan hayatindaki konumu ve islevi dikkate alindiginda, teknolojinin sozde modern insan icin artik vazgecilemez oldugunu gorebiliriz. Ozellikle internetin kesfi basta olmak uzere son iki yuzyildaki teknolojik ilerlemeler insanin yasantisini temelden degistirmistir.

Fakat bu teknolojik ilerlemeden yeterince faydalanabiliyor muyuz? Kim, nasil faydalaniyor? Ben, kanaatimce, teknolojiyi kullanan insanlari iki gruba ayiriyorum.

  1. Farkinda olarak ya da olmayarak kendilerinin manipule edilmesine izin verenler.
  2. Bugune kadar nasil manipule edildiklerini farkedip, mevcut durum icerisinde kendi haklarini korumaya ve bu bilinci yaymaya calisanlar.

Yukarida bahsettigim ikinci grup, internetin kesfinin getirdigi bilgi akisindan dolayi bir kitle haline gelebilmistir. Halen sayilari, birinci gruba oranla oldukca az olmakla beraber, iki grup arasindaki denge hizli bir sekilde degismektedir. Sayilari hizla buyuyen ikinci grubun bugune kadar ne sekilde manipule edildiklerinin farkina varmalariyla olusan toplumsal uyanis, kendilerini manipule eden sisteme karsi olusan ayaklanmalar, sistemi duzeltme arayislari ve ayni zamanda kisisel duzeydeki farkli cozum arayislari ile karsimiza cikmaktadir. Ve tabiki sistemi kendi lehlerinde olusturmus olan elit grubun gucu her gecen gun azalmaktadir. “Ezoterik acenda” baslikli yazimda bu konuya daha detayli deginmistim.

Bilgi akisinin hizlandigi gunumuzde artik hicbir sey eskisi kadar gizli degil. Bircok acenda ve manipulasyon, alternatif medya araciligi ile arastirilabilinecek bir uzaklikta. Bu bilgileri kendi insiyatifimizi elimize alabilecegimiz sekilde kullanmayi ogrenebilmeliyiz. Populer medyadan bu konuda bilgi almak pek mumkun gozukmuyor. TED konferanslarini yazdigim bir onceki yazimda da bahsetmistim. Populer bilimin, disarida birakmayi tercih ettigi alanlar, aslinda insanlari belli bakis acilarinda kilitli birakmak icin kapsam disi birakilmasi uygun gorulmus alanlardir. Bu sekilde, insanlarin dusuncelerini daraltarak farkindalik artisini ve yolunu kontrol etmek isterler.

Daha yukaridan bakildiginda, elitler dahil hic bir varlik ya da varlik toplulugu, evrensel prensipleri kontrol edemez. Buyuk donguler uzerinde hicbir gucleri yoktur. Cunku, “Şer” her zaman kendi icinde kendi yıkımının tohumunu tasir. Tum kotulukler eninde sonunda yikilir. Biz de suan bunu goruyoruz. Diktatorluk yapan tum liderlerin tabani oynuyor. Bunun icin son zamanlarina dogru hepsi deliriyorlar. Herseyin oldugu gibi kotuluklerinin de bir sonu var. Bu evrensel prensibin acma, kapama, durdurma tusu yoktur. Durdurma tusu ancak teknolojide, mekanik, kontrol edilebilir araclarda vardir. Bu sebepten dolayi, transhumanizm, elitlerin tek umududur. Bu sayede, kontrol ve manipulasyon guclerinin devamini garanti altina almak isterler.

Kanimca, transhumanizm ve futurizm sevdalisi bircok sozde entellektuelin sorgulamadigi, silikon vadisinden cikan herseyin ayakta alkislandigi bu dunyada, bu teknolojilerin gelecekte insanlarin yararina kullanilip kullanilmayacagi. Bu endoktrinasyonunun basarisidir. Yine endoktrinasyonun sonucu olarak, Nisan ayinda bizzat katildigim TEDxReset 2013 konferanslarinda “Stokholm sendromu”nun kitleleri nasil etkisi altina aldigina taniklik ettim.

Singularity (tekillik) konseptinin yaraticisi, transhumanist ve futuristlerinlerin oncusu Ray Kurtzweil, evreni insanin zihninde tekrar yaratmayi amacladiklarini acik bir sekilde soylemektedir. Asagida “Project 2045” kisa tanitim filminde bu sevdayi nasil planladiklarini 7 dakikada izleyebilirsiniz. Transhumanizmin ne oldugunu anlamak isteyen herkesin izlemesi gereken bir video.

Net bir sekilde bu insanlarin Tanri rolunu ustlendikleri gorulebilir. Bu arzularini simya ile iliskilendirenler de var. Gecmiste simyanin uygulama alanlarindan bir tanesi de, felsefe taşı ile baz metallerin altina donusturulmesiydi. Burada oncelikli olarak kisinin kendini donusturmesi gerekirdi. Bu kisisel donusum bugun transhumanizm acendasi altinda mekanik, teknolojik yollarla gerceklestirilmek isteniyor.  Ozellikle genetik, robot bilimi, bilgi islem, nano teknoloji transhumanistlerin insanoglunu donusturmede yararlandiklari 4 ana daldir.

Sheffield Universitesi’nden robot bilimi profesoru Noel Sharkey, 2040’da tum dunyada teftiş, guvenlik ve kanun uygulamalari gibi alanlarin tumunun yapay zeka tarafindan devralinacagini ongoruyor. George Lucas’in ilk filmi olan THX’i seyredenler buradaki robot polisleri hatirlarlar. Cok da gelecege gitmeye gerek yok. Gectigimiz Mayis ayinda IRobot sirketi, Brezilya hukumetine Aralik 2013’de baslamak uzere savunma ve guvenlik alaninda robot teknolojileri sunmak uzere kontrat imzaladi. Tom Cruise’un oynadigi Minority report filminden hatirlayacagimiz gelecekte yasanacak suclari onceden tahmin etme teknolojisi (Future Attribute Screening Technology) suan Amerika’da Homeland Security tarafindan gelistirilip sistemlerine entegre edilmekte.

Bu ornekler robot teknolojisinin, simdiden polis devletlerine, nasil imkanlar sundugunu gostermiyor mu? Bugun farelere gercek olmayan hafizalar yukleyebilen bir teknolojinin, gelecekte ulke politikasini begenmeyenlerin hafizalarini, dusuncelerini ya da hareketlerini rizalari disinda degistirmek istemeyecegi ne malum? CIA’in unlu programi “MK ULTRA” da buna baska bir ornek. DARPA’nin insan dusuncelerini uzaktan manyetik alanlarla ya da farkli yollarla degistirmek uzerine ciddi calisma icinde oldugunu gosteren bilgiler suan alternatif medya kanallarindan erisilebiliyor. Bu tip projelerin en buyuk destekcilerinden biri olan DARPA’nin uzerinde calistigi baska bir proje de genetik muhendisligi alaninda insanlara 47. kromozomu eklemek. Ironik gibi gozukse de yine teknoloji (mesela Google) araciligiyla bunlar cok rahat arastirilabilir.

Insanoglu ancak degisimler yolu ile farkli perspektifleri hazmederek gelisebilir. Maksimum duzen ve program icerisinde, hicbir beklenmedik tecrube yasamadan saglikli bir gelisim yasanacagini dusunmuyorum. Ote yandan evrenin isleyisine guvenmek ve onumuze yeni firsatlar cikarmasina izin vermek bugunun metropol toplumunda ne derece mumkun? Hemen hemen hepimizin tum zamani onceden programlanmis durumda. Calisilacak zaman, yemek yenecek zaman, tatil yapilacak zaman, kitap okunacak ya da cocuklara ayrilacak vakit, eşe dosta ayrilacak vakit, bunlarin hepsi onceden bir program dahilinde kendileri ya da baskalari tarafindan belirlenmis durumda. Biz bu surec icerisinde, hayatimizi belli bir paradigma icerisinde kilitliyor ve onumuze cikacak, bizim hayatimizi daha pozitif yerlere goturebilecek olasiliklari yok etmis olmuyor muyuz?

Bugunku dunya sistemi, dogal akistan ziyade, mekanik hayati desteklemektedir. Dogal hayat ile koparilmis olan iletisimimizi tekrar saglayip, saglikli bir psikoloji, beden ve ruh hali ile yolumuza devam etmemizin gelisimimiz icin cok onemli oldugunu dusunuyorum. Mekanik hayatlarin, kendi icinde kopuk, egosal cikarlarin pesinde kole olmus robotik bireyler olusturdugu bugun bircok metropolde gorebiliyoruz. Kendi icimizde ve doga ile aramizda olusan kopuklugu, bugun tum dunya uzerinde alarm seviyesine coktan ulasmis olan cevre kirliligine karsi duyarsizlasmamizda da gorebiliriz. Yedigimiz urunlerdeki GDO seviyeleri, atmosferi, topragi ve denizi zehirleyen agir metaller, radyasyon, yesil alanlarin yok edilmesi, enerji sektorunun sebep oldugu kabuslar, bu duyarsizlasmanin bir sonucudur. Malesef duyarsizlasma da yine endoktrinasyonun bir sonucudur. Bugun sistemin yarattigi modern insan 2.0, kendi egosal cikarlari disinda kalan alanlarda sorumluluk tasima ihtiyaci duymamaktadir.

Beyni, endoktrinasyon ve populer medya ile zehirlenmis yeni insan, kendi icinde yasadigi guvensizlik, acizlik, amacsizlik, sorumsuzluk alanlarini, sistemin ona uzattigi suni ve mekanik cozumlerle doldurmaktadir. Bu cozumler yapay olduklarindan, kisinin uzun vadeli tatmin duygusunu yasamasi mumkun olmadigi gibi, ruhsal cokusun de tetikleyicisidir. Bu konuda bilinclenmemizin elzem oldugunu dusunuyorum. Icimizdeki trilyonlarca hucrenin vucudumuzun neresinde nasil davranacagi ile ilgili farkli gorevleri iceren suurlari varsa eyer, evrenin de bizim karsimiza cikaracagi olaylarin arkasinda bir zeka ve bir anlam aramak cok mu utopik olur?

Evrensel bir prensip olan kaos-duzen dongusunun bir yuzu olan “kaos”un, zihinlerde kacinilmasi gereken bir durum haline gelmesi, gunumuzun plan, program ve duzen saplantisindan kaynaklandigini dusunuyorum. Bence unutulmamasi gerekir ki, kaos oldugunu dusundugumuz noktalarda bile bir duzen vardir. Buradaki can alici nokta, globalist ecendalar dogrultusunda olusturulan yapay kaos ile dogal kaosun ayrimidir.

Eminim ki degisime karsi ne kadar kapali olursak olalim, biz hazir oldukca evren her zaman firsatlar cikaracak alanlar bulacaktir. Bu da gelisimin hic bir zaman tam olarak durmamasi anlamina geliyor. Bu durum da elitlerin dunya kontrolu icin tehtid olusturdugundan, transhumanist bir gelecek, acma – kapama tusu elitlerin elinde olan bir gelecek, kendilerinin yegane cikis noktasi olacaktir. O zaman firsatlari evrenden degil, “Big Brother”dan beklemek gerekecek…

Ne olursa olsun bugun, herkesin kendi kararlarinda insiyatifi eline alma gucu vardir. Bu gucu belki suan konfor alanlarinin rahatligindan dolayi kullanmak istemeyenler olacaktir fakat, er ya da gec bu gucun tum toplum tarafindan farkina varilip, bagimsiz bir sekilde ifade edilecegini dusunuyorum. Belki bunun icin bir jenerasyon daha beklememiz gerekecek fakat bilgi akisinin ve paylasiminin hizini gozonune alirsak bu konuda bir tahmin yurutmek cok kolay degil. Ancak korkmadan ve cekinmeden Kral ciplak diyebilen her birey bu basarida cok degerli bir pay sahibi olacaktir.

Ağustos 20, 2013 tarihinde Uncategorized içinde yayınlandı ve , , , , , , , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin. 3 Yorum.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: