Görünmeyen El, “New Age” Hareketi, Komplo Teoristi

hidden hand..

Problemin kokeni degil de semptomları (veya belirtileri) uzerine çözümler üretmeye çalışıp uzun vadede pozitif sonuç ümidetmek modern toplumun en büyük yanılgılarından biri olmalı. Bu yanılgı o kadar içimize işlemiş durumda ki bu gerçeği görmek için efor sarfetmek, konfor alanımızın dışına çıkmak anlamına geldiğinden, çoğunlugun rahatını bozmak istememesinden dolayı bu sis perdesi bugune kadar kendini idame ettirebilmiştir.

Bugün gelinen noktada, bilgi akışının artışı ile beraber, Dünya toplumunun gelecegine pozitif yön katacak, parazitlerin temizlenmesine katkıda bulunacak kritik eşik henüz aşılmış görünmüyor. Bu eşiğin ne zaman aşılacagı belirsizligini korurken, kişisel düzeyde daha da önemli olduğunu düşündüğüm içsel çalısmanın önemini de vurgulamadan geçmenin doğru olmayacağını düşünüyorum.

Toplum mühendisliği insan tarihinin önemli bir bölümünde karşımıza çıkmaktadır. 6.000 yıl önce yazının insan hayatına girmesi en önemli algı mühendisliğine örnektir. Bununla beraber insan beyni linear ağırlıklı çalışmaya başlamıştır. Beynimizin sol lobunun ağırlıklı çalışmasını tetikleyen bu değişim, binlerce yıl sonra rasyonelliğin tanımı haline gelmiştir. Modern toplum, tamamen sol beyine dayalı, bilimsel, mantıksal, otoriter, mekanik yaklasimlari içeren bir düzen içerisine girmiştir.

Sistemin totaliter yapısının kaynağının ve insanların dış otoriteye olan zaaflarının sebebinin de bu çerçevede çalışılması gerektiğini düşünüyorum. Zira linear düşünme metodu günümüzde bilimselliğin tanımını da beraberinde hayatımıza sokmuştur. Bu sözde bilim geçmişte katolik kilisesi tarafından kontrol ediliyorken, bugün benzer kurumların(!) finanse etiği kapitalizmin fabrikası olan endoktrinasyon tesislerinde geliştirilip sunulmaktadır. Bu tesisler bugün eğitim sisteminin yapı taşlarını oluşturmaktadırlar. Endoktrinasyon tesislerinde özenle yetiştirilen bir bireyin, doğal olarak sözde bilimsel çerçevelerin ya da otoritenin dışına çıkmamasının da bu çerçevede anlaşılabileceğini düşünüyorum. Tüm dünyada, çocukların okula başlama yaşının öne çekilmek istenmesinin sebebi de, insan beyninin gelişim safhasından mümkün olduğunca fazla faydalanmaktır.

Çünkü bu konu hipnoz konusudur. Beyninin gelişim çağındaki bir dönemde sürekli olarak otoriteye, itaate, ezbere ve tekrara dayalı bir tesiste yetiştirilen bir birey otomatik olarak hayatının geri kalanını da sorgulama ihtiyacı hissetmeden, otoritenin ona dayattığı sistem içerisinde, bilimin ona sunduğu çerçevelerde, yapay bir paradigmada geçirecektir.

Tüm bu manipulatif süreç, insanoğlunun kendinden kopmasını sağlayıp, dış kaynaklara muhtaç etmiştir. İnsanlık bugün tüm bilgi akışını, aynı sistemin bir propaganda aracı olan popüler haber kaynaklarından almaktadır. Eğlence sektörünün yapı taşı olan Hollywood tüm dünyanın beynini okült yöntemlerle şekillendirmektedir. Diğer tüm sektorler gibi, yine sistemin bir parçası olan sağlık sektörünün de doğası sorgulanmaya açık hale gelmiştir.

Bunun yanında, bize sunulan çok ince bir aralıkta düşünüp seçimler yaparak gayet özgür olduğumuzu bile düşünmekteyiz. Çünkü bu şekilde hissetmeye ve düşünmeye şartlandırıldık. Bu tamamen bir hipnoz konusudur. Kokeni insanlık tarihinin okült uygulamalarına kadar dayanmaktadır.

Sis perdesinin arkasını gorebilmek için bu hipnozdan kurtulmanın önemli yollarından bir tanesi, yukarıda belirttiğim sistemler silsilesinin (egitim sektörü, eğlence sektörü ve diğer tüm sektörler…) dinamiklerini anlayıp algımızı bize dayatılan noktadan farklı perspektiflere çekmek olduğunu düşünüyorum. Farklı (bağımsız) alanlarda bulacagımız bilgilerin bizim algımızı daha da geliştireceği kanaatindeyim. Ancak bu şekilde bir birey, dayatılan bilgi aralığının dışında da bir realite olduğunu görmeye başlayabilir.

Kritik olan konu, kişinin endoktrinasyon sonucu sahip oldugu popüler düşünce yaklaşımlarını konfor alanının rahatlığından dolayı terketmek istememesidir. Aynı sebepten dolayı, perdenin arkasına bakmak istemez. Problemlerini sistemin içerisinde ona sunulan suni bir düzenleme ile, suni bir kukla kahraman ile karşılama eğilimine girer. Bu da problemin kökenine inmesine engel olur. Ancak semptomu gidermeye çalışır. Semptomdan kurtulmanın tüm problemi çözeceğini düşünür. Bu sayede de, totaliter emperyalist sistem kendini bu şekilde idame ettirebilmektedir.

Öte taraftan, sistemin dayattığı aralığın dışına cıkmak isteyen bireyler için de sistem, onları tekrar uygun uykuya sokacak tuzaklar geliştirmiştir. Bunlardan en önemlisi:

NEW AGE hareketi:

New age yaklaşımı, içsel çalişma yapmak isteyen ve problemi çözmeye doğru yerden başlamak isteyen insanları hedef alır. Ne demişler “yılanın başını küçükken ezeceksin”.

Bugün tüm dünyadaki new age gurularına ve öğretilerine baktığımda büyük çoğunluğu sadece pozitif düşünceye ve olumlu paylaşıma dayalı pasif yaklaşımları öğretmektedirler. Bu tür pasif yaklaşımların, herkesin barış içerisinde yaşadığı bir toplumda ya da dış manipülasyonun olmadığı bir dünyada gayet faydalı olacağına inanıyorum. Fakat üzerinde yaşadığımız dünya, özellikle şu an, manipülasyonun dibinde, kişisel eforun muthiş önem kazandığı, en muhim kırılma anında bulunmaktadır. Sadece düşüncelerimizi pozitif tutarak belli ölçüde etki yaratabileceğimizi düşünüyorum. Fakat Gazze’de bebeklerin üzerine düşen bombaların benim pozitif düşünce eksikliğimle nasıl ilişkilendirilebileceğini de anlayamıyorum. Bu tip öğretilerde; “kişi görmek istediğini görür” ya da, “her şey mükemmel, her şey olması gerektiği gibi” tarzında fikirler benimsenmeye çalışılır. Ta ki emperyalizmin yumruğu yanınıza gelene kadar…

Benim gördüğüm kadarıyla, spiritüel yaklaşımların en büyük eksikligi, kafalarını bu manipülasyonun oteki tarafına çevirip sadece düşünce noktasında çözüm aramaları. Tabi ki bu durumun da kokeninin biraz önce bahsettiğim, sistemin dışına çıkmak isteyenler için bilinçli pompalanan bir tuzak olduğu kanaatindeyim. Bu şekilde aydınlanmak isteyen insanlar da maksimum düzeyde pasifize edilip, otoriteye karşı tepki ve etki güçleri kontrol altına alınır.

Zira düşünce kontrolü, bireyin kendini tanıması, “ego”sunu anlayabilmesi, bilinçaltının nasıl çalıştığını öğrenmesi kadar, bügün uygulanmakta olan manipülasyonu fark etmesi de ciddi önem arz etmektedir. Bu manipülasyon calışılmaz ise tuzaklar tanımlanamazlar. Sadece düşünceleri pozitif tutup, frekansımızı yüksekte tutarak da belli ölçüde mesafe kat edebiliriz, fakat yanımıza düşen bombaya (ya da herhangi bir manipülasyona) tepki göstermezsek bunun konfor alanımızdan kaynaklanıp kaynaklanmadığını da sorgulamamız gerekir.

Komplo hareketi:

Kanımca, komplo hareketinin de en büyük eksikliği, çözümü sadece dışarıda araması. Suçluyu her zaman dışarıda göstermesi. Unutmamak gerekir ki bir parmağımızla bir şeyi işaret ederken, 3 parmak da bize dönüktür. Bir itiraza ya da şikayete dayalı bir hareketin olgunlugu ve etkisi, hareketi yapanın içsel çalişma sonucu eriştiği olgunlukla doğru orantılı olduğuna inanıyorum. Ezoterik ve kadim öğretilerde de, esas olgunluğun içşel çalişma yapılmadan erişilemeyeceği bilgisi bir çok yerde karşımıza çıkmaktadır.

Hiç bir içşel çalişma yapmayan bir bireyin sadece ve sadece bir hükümetten ya da bir diktatörden kurtularak huzura kavuşacagını şahsen düşünmüyorum.

Hem “new age” grubunda, hem de “komplo” grubunda bu eksikliklerin fazlasıyla baskın olduğunu görmekteyim.

Komplocuların önemli bir bölümünde sadece ben ve onlar var. İnsan bilincini, egoyu, farkındalığı pek hesaba katma taraftarı değiller.

New age grubunda ise sadece bir gülümsemeyle ya da negatife bakmak istemeyerek ütopik bir realite yaratılacağı zannedilir. İnsanlık tarihinde işlenen kriminal, manipülatif geçmişe bakmak istenmezler. Etraflarında azılı katillerin dolaştığını, her taraflarının tuzaklarla dolu oldugunu bilmek istemezler. Bu yaklaşım, politik ve finansal elitlere, özellikle istediklerinin hepsini yapabilme gücü tanımaktadır. Buna bir nevi “yeni dünya dini” de diyebiliriz.psychi

New age grubunun ve komplo grubunun eksikliklerinin anlaşılması ile bu iki alanda da kişisel gelişimin tamamlanması, parazitlerin (elitlerin) arzu etmediği bir konudur. Onun icin bu alanlara, insanların ancak tekine odaklanmaları amacı ile süreç içerisinde müdahale edilmektedir. Unutmamak gerekir ki, toplumu kontrol eden virus, insanın doğasını, bilincinin nasıl işlediğini, tüm zayıflıklarını en ince detayına kadar bilmektedir.

Bu iki konunun eksiksiz bir şekilde beraber ele alınması gerekliliği bugün neredeyse hiç bir öğretide rastlanmayan bir bilgidir.

Problem 1: Kişi kendi içine dönerek kendini tanımalı. Bilinçaltının ve egonun nasıl işlediğini, bizim günlük hayatımızdaki hareket, duygu ve düşüncelerimize etkisini çalışmalı.

Problem 2: Görünmeyen el. Bu elin tarih boyunca insanlığı nasıl kontrol ve manipüle ettiği, günümüz koşullarında bunu hangi yeni tekniklerle sürdürdüğü çok detaylı çalışılmalı. Bu konu üzerine uzmanlaşılmalı!

Bu iki konu uzerinde ulaşılacak uzmanlık ile çözüm arayışlarımızı semptom seviyesinden, problemin köküne doğru çekme imkanı bulabiliriz.

Öte taraftan “görünmeyen el” konsepti bazıları için algı aralığının dışında kaldığından bu noktaya bakmak ya da inanmak istemezler. Algı aralığının sınırlı olması durumunda sorgulanması gereken çelişki; insanoğlunun yarattığı tüm bu mühendislik harikalarının arkasında yatan “kendi zekası” ile, yine kendisinin yarattığı inanç sistemlerinin başarısızlığı arasındaki dengesizliktir. Başka bir deyişle:

İnsanoğlu kendini, yine kendi yarattığı sisteme köle yapmaya yetecek kadar zekaya sahip FAKAT bunu yaptığını anlayabilecek kadar da zeki değil.

İki şeytan arasında seçim yapmanın, devamlı yüz değiştiren farklı semptomları gidermeye yönelik olduğunu fark ettigimiz an, problemin kokenine inip orada çözüm aramaya başlayabileceğimizi ümit ediyorum.

Ağustos 16, 2014 tarihinde Uncategorized içinde yayınlandı ve , , , , , , , , , , , , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin. 2 Yorum.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: