Blog Arşivleri

Akaşik Kayıtlara Bilet: Fraktal Alan

Aşağıdaki videoda, 90’larda Rusya’da yapılan içbükey ayna deneylerinde biliminsanlarının açıklamakta zorlandıkları olaylar oluşmuş. Aslında deneyde frakına varmadan yaptıkları şey, mükemmel baskı alanı oluşturup farkındalıklarını arttırmışlar ve bunu da bir türlü açıklayamamışlar. Çünkü fraktalitenin ne anlama geldiğini bilmiyorlarmış!

Yarattıkları görece mükemmel baskı alanının, mükemmel enerji dağılımını tetiklediğini bilselerdi, çok daha ileri noktalara götürebilirlerdi bu çalışmaları (belki de götürmüşlerdir…). Spiral yapılardaki bu alanlarda yapılan deneylere katılan Ruslar, akaşik kayıtlardan Sümerlilere ait sembollere kadar birçok şey görüp deneyimlemişler. Sümer lisanında kullanılan sembollerle ilgili olarak, hepsi de aynı sembol serisini aynı şekilde, aynı aralıklarla görmüşler. Yani üstüste, birçok kez, kollektif bir aydınlanma yada bilgi erişimi deneyimi yaşamışlar.

Fraktalite, bir çok konuya ek olarak (yer çekimi, madde, alfabe, farkındalık, biylojik gelişim, tüm merkezcil ve kendini düzenleyen kuvvetler …) aydınlanmanın da kaynağıdır. Rus araştırmacılar, burada kaynağını belirterek ifade ettiğim aydınlanmayı bu alanlarda deneyimlemişler, Annunakilerin izlerini görmüşler fakat izah edememişlerdir.

Afrikadaki şamanların yerleşim alanlarına baktığınızda, burada da fraktal yerleşim alanları ve bu alanların enerji merkezlerinde de o kabilenin şamanının altarını görüyoruz. Bunun sebebi, şamanın fraktal alanın enerji merkezinde, ataları ile telefon görüşmesi yapabilmesidir. Bu kadim bilgi, birçok kültürde kendini koruyabilmiştir fakat modernleşme sürecinde, bu bilgiler tamamen bastırılmış durumdadır.

Piramitlerde olduğu gibi, bir çok farklı şekillerde bu alanlar oluşturulabilmekte. Bu bilim “fraktal alan bilimi seminerlerinde” örnekleriyle detaylı bir şekilde yer almakta. Annunakilerin de piramitlerin inşasında kullandıkları temel oran olan altın oran ve bu orana bağlı baskı alanları, maksimum yapıcı enerji etkileşimini sağlamaktadır. Bu etkileşim, şamanlarda olduğu gibi, bu alanları oluşturmayı bilen herkesde, modern toplumun izah edemeyeceği, mucize olarak nitelendirebileceğimiz etkiler yapmaktadır. Bu durumla ilgili aslında videodaki ornekten başka birçok örnek de mevcuttur. Ayrıca bu alanlar bilimsel cihazlar ile de günümüzde rahatlıkla ölçülebilmektedir.

Ayna konusu başlı başına ilginç bir konudur. Optik biliminde yapılan testlerde, zamanı geriye almak (time reversal) kuantum seviyesinde ispat edilmiştir. Bunun için, “4 way mixing” adı verilen lazer deneylerinde, angstrom seviyesi hassaslığında uygun faz birleşimi (phase conjugation) oluşturmak suretiyle bu etkileşim gözlemlenmiştir. En basit anlamda, 2 kozalağın burunlarının birbirini öpmesi gibi dalga alanlarının da merkezcil kuvvette, içe patlama şeklinde kavuşumları, kendi kendini organize eden, negentropik (entropinin tam tersi) alan oluşturmaktadır. Bu durum kaosa düzen getirmenin de ipucudur! Çünkü ancak altın oran, yapıcı dalga etkileşimine izin verdiği için, bu yolla fraktal alanların oluşumu, bu bilim kullanılarak mümkündür.

Yazılı tarihte, hayat hikayesine ulaşabildiğimiz en ünlü simyacı olan, Kraliçe I. Elizabeth’in Başdanışmanı, Dr. John Dee, (birçok faktöre ek olarak) simyasal çalışmalarında kullandığı aynanın yüksek fraktalite içeren materyalinden dolayı yaptığı çalışmalardan muazzam sonuçlar almıştır. Konumuz aynadan geldiği için bu örneği vermek istedim. Yoksa, John Dee’yi tek bir ayna ile tanımlamak çok yetersiz olurdu. Ama O, simyasal çalışmalarda kullanması gereken aynanın nasıl (fraktal, faz birleşimine olanak sağlayan) bir özelliği olması gerektiğini biliyormuş. John Dee ile ilgili bilgilere daha önce yazdığım makaleden ulaşabilirsiniz (tıklayın).

Ya da, yine belgeselde geçen, Nostradamus’un kullandığı yumurta şeklindeki kapsül, mükemmel enerji harmonizasyonuna olanak sağlayan bir formdur.

Belgeselde tekrar tekrar, biliminsanlarının bu olayları açıklayamadıkları söyleniyor. Nasıl ki, Einstein’in da dediği gibi, problemleri, onları üreten aynı kafalarla çözemiyorsak; cevapları da belki başka yerlerde (??DOĞA??) aramaya başlamamız gerekiyor.