Blog Arşivleri

Simya ve Kutsal Geometri Konferansı

Etkinlik resmi

2018 İzmir, Simya ve Kutsal Geometri Konferansını sunmaktan mutluluk duyarız.

31 Mayıs ve 4 Haziran 2018 tarihleri arasında yapılacak olan konferansta 5 gün boyunca dünyaca ünlü eğitmenler eşliğinde simyanın ve kutsal geometrinin birleştirici gücünü öğrenmeye, deneyimlemeye ve yaymaya davet ediyoruz sizleri..

Tufan Güven’in organize ettiği ve Yeni Hayat Gelişim Merkezi işbirliği ile düzenlediğimiz konferansta, simyasal geleneğin felsefi, tarihi, teorik, pratik ve ritüelistik yönlerini uygulamalı olarak derinlemesine keşfedeceğiz. Hermetik Mistisizmin tarihini, modern kimyanın, şifalı bitki biliminin ve tıbbın yaratıcılarının kullandıkları teknikleri öğreneceğiz. Bu beş günlük konferans, Vedik, Taocu ve Batı Hermetik Gelenekleri de dahil olmak üzere geniş bir yelpazedeki simya öğretilerini kullanarak hem içsel hem de dışsal simyaya derinlemesine bir bakış açısı sağlayacaktır.

Uygulamalı simya konusunda dünyanın en iyi hocalarından biri olan Aurelius Electrum (Paul),  konferans boyunca, kuracağımız uygulamalı simya laboratuvarında bize geleneksel yoldan bitki özleriyle (yaşam güçlerini çıkararak), ilaç hazırlamayı öğretecek.

Aynı zamanda kutsal geometri ve simyanın derin bağlantılarına bakıp, modern dünyanın kullandığı teknolojilerdeki karşılıklarını göreceğiz. Çalışmamız içerisinde, fraktal alan biliminin kullanıldığı en ileri teknolojileri, mucitlerinden duyacağız. Türkiye’de ilk kez tanıtımı yapılacak olan Theraphi plazma şifa cihazını da konferans boyunca ücretsiz deneyimleme imkanı bulacaksınız.

Konferansın son gününü opsiyonel bir Efes Turu ile taçlandıracağız. Efes’e daha önce gitmiş olabilirsiniz fakat bu tur kaçırmak istemeyeceğiniz bir tur olacaktır. Simya hocalarımızın kendi ağzından Meryem Ana’nın evinde, Artemis Tapınağında ve daha birçok önemli noktada sadece simyasal bilgileri almayacağız ayrıca hayatınızda (çok büyük ihtimalle) ilk kez deneyimleyeceğiniz bir sürpriz de (John Dee ve Edward Kelley’nin geliştirdiği, Vincent Bridges ve Alaerian’nın tekrar keşfettikleri Enokyan teknolojisi) sizleri Efes’de bekliyor olacak. Bu sürpriz, ritüelistik simya konusunda dünya lideri olan Alaerian (Alan) tarafından bizlere sunulacak.

Türkiye’de ilk kez biraraya gelecek olan dünyaca ünlü hocalarla yeniden hermetik sanatları keşfedeceğimiz bu etkinliği kaçırmamanızı öneririz. 23 Şubat’a kadar geçerli olan indirimli kayıt imkanını değerlendirmeyi unutmayın!

 

Program

31 Mayıs, Perşembe 19:00

  • Villa Levante’de açılış partisi
  • Oryantasyon, konuşmacılarla tanışma
  • Aurelius Electrum’un giriş prezentasyonu
  • Alaerian’ın arp konseri

1, 2, 3 Haziran 09:30 – 18:30

  • Her gün 6 farklı hocanın (holografik bir modelle) yapacağı sunum
  • Sunumlar arası kahve molaları ve öğle yemeği

1 Haziran Cuma 20:00 – 21:30 – (ücretsiz, halka açık)

  • Theraphi plazma şifa cihazı tanıtımı
  • Mucit Aurelius Electrum sunumu

4 Haziran, Pazartesi 08:00

  • Tam gün Efes turu
  • Saat 8’de Yeni Hayat Gelişim Merkezinden otobüs kalkar
  • Önemli noktalarda, konuşmacıların ezoterik ve simyasal tarih aktarımı
  • Meditasyon ve Enokyan ritüeli

 

Konuşmacılar

Dan Winter (ABD, Fransa)

Zamanımızın en dinamik düşünürlerinden biri olan Dan Winter, saygın bir akademik, fizikçi, yazar, piyanist, usta animatör, mucit ve Kutsal Geometri ve Bilincin Bilimsel Doğası üzerine en önde gelen otoritelerden biridir.

Dan, kendini bilimin en ileri noktasında konumlandırırken, öğretilerini, insanların inanç sistemlerini, çevreyi, sağlığı ve bilinçlerinin gelişmesini yeniden gözden geçirmeleri için ilham vermek amacıyla kullanıyor.

Dan Winter, altın oran ile mükemmelleştirilmiş fraktal faz uyumuna dayanan bilimin mevcut problemlerimizi kökten nasıl çözebileceğimizi keşfetmiştir. Kendisi, maksimum yapıcı birleşme, baskı ve faz uyumu probleminin altın oranı veren dalga fonksiyonlarıyla çözümlenebileceğini ilk kez ispat etmiştir. Hidrojen atomunun radiasının, Planckin tam olarak altın oran faz uyumu katlarından oluştuğunu keşfetmesiyle de ünlüdür.

Dan Winter, altın oran bazlı fraktal alanların biyolojiyi maksimum derecede desteklediğini ve bunun tam tersi alanların da biyolojiyi maksimum zehirlediğini ispat etmiştir. Biyolojiyi maksimum destekleyen fraktal alan bilimini, hayatımıza entegre edebilmemiz için teknolojiler geliştirmektedir.

http://fractalfield.com/ ♦ http://www.goldenmean.info/

Aurelius Electrum (Paul Harris – Kanada)

Aurelius Electrum, hayatının çoğunu ezoterik bilgi ve fenomenlerin çeşitli biçimlerini ve evrenin elektrik yapısını inceleyerek geçiren bir araştırmacı ve eğitimcidir. Hayata multidisipliner bir yaklaşımla yaklaşmış ve Herbalism, Simya, Kutsal Geometri, Alternatif Enerji Sistemleri, Elektronik, Kimya, Plazma Fiziği, Arkeoastronomi, Ezoterik Felsefe ve Din gibi geniş bir alanda bir bilgi tabanı geliştirmiştir. Aurelius, bu çeşitliliğin doğanın işleyişinin ardındaki temel ilkeleri anlamak için gerekli olduğunu keşfetti ve son 14 yıldır uygulamalı simya ve bu sistemlerin uygulamaları üzerine dersler vermiştir.

Dr. Teresa Burns (ABD)

Teresa Burns, Rönesans Hermetizmi, özellikle de John Dee ve Edward Kelley’nin, Giordano Bruno’nun büyülü sistemleri ile o dönemin edebiyatına ve mimarisine olan bağlantısını araştıran bir İngiliz profesörü ve yazarıdır. Vincent Bridges’in yazar ortağı, öğrencisi ve arkadaşı olan Terry, Batı Gizemi Geleneği Dergisi (Journal of the Western Mystery Tradition) için bir çok popüler makale yazmıştır; Terry ve Nancy Turner, ayrıca John Dee’ye atfedilen Tuba Veneris’in ilk İngilizce baskısını tercüme etti ve Dee’nin Monas Hieroglyphica’sının ilk 18 teoremini yeniden çevirdi.

O ve kocası Alan Moore, Dee ve Kelley’nin Enokyan sistemi hakkında bir kitap hazırlıyorlar. Boş zamanlarında kurgu yazıyor.

Alaerian (Alan Moore – ABD)

Alan Moore ya da “Alairian”, yetenekli bir müzisyen, gitarist, flütçü, piyanist ve belki de dünyanın en ünlü Enokyan müzisyeni. Otuz yılı aşkın bir süredir Golden Dawn sihirli sistemleri üzüerine edindiği deneyime ek olarak sihirli sanatların pratik uygulamasıyla birlikte, batı gizemi geleneği üzerine ömür boyu bir çalışma yaptı. Bir müzisyen olarak, enerjinin kayması ve bilincin büyülü halleri yaratması için müzik kullanmaya odaklanmakta. Makaleleri Batı Gizemi Geleneği Dergisinde (Journal of the Western Mystery Tradition) yayınlanmaktadır. Alan, Enokyan veya Ophanic çalışmalarını, özellikle de kutsal geometriye bağlandığı için, Dee ve Kelley’nin sisteminin kısmi sentezi, kısmi revizyonu ve bölüm açıklaması olarak tanımlıyor. Üç sene önce aramızdan ayrılan Vincent Bridges ile sihirbazın iyi bir arkadaşı ve ortak uygulayıcısı olan Alairian, Vincent’ın Enokyan sisteminin işlevi ve kullanımı konusundaki anlayışının sağlam bir savunucusudur.

Ron LaPlace (Kanada)

Ron LaPlace, Drunvalo Melchizedek ile uzun yıllardır birlikte çalışmakta olup dünyaca tanınan üstatlardan biridir. 18 yaşında Moody Blues’un albümündeki Kayıp Hisleri Arayış şarkısını duydugunda başladıgı arayısı onu ruhsal topraklarda pek çok yola götürmüştür.

Brother of the White Temple’da Metafizik Doktorasından, Mısır’ın gizemli Ögretiler Okuluna kadar uzanmıştır. Kutsal Geometri ve MerkaBa ögretilerini uzun yıllardır tüm dünyada paylaşmıştır. http://ronlaplace.com/

 

Presenter 06 Ata NirunAta Nirun (Türkiye)

Ata Nirun 1949 yılında İstanbul’da doğdu. İstatistik ve demografi eğitimini tamamlayan Ata Nirun, aynı zamanda müzikle de profesyonel olarak ilgilendi. Uzun yıllar İngiltere’de parapsikoloji çalışmaları yaptı. Meydan Larousse dahil birçok ansklopedide yazıları yer aldı. Karaca Yayınları’nın bugün hala konuşulan ve yer verdiği; okült, gizem, ruhçuluk, sıradışı gerçekler konuları ile Türkiye’de bir ilk olan “Bilinmeyen” dergisinde yazarlık ve genel yayın yönetmenliği yaptı. Ata Nirun, TV kanallarında 6.Boyut gibi birçok programı hazırlayıp sundu. Alo Bilgi’de kurucu olarak yer aldı ve astroloji, gizemli konular gibi birçok hattı yönetti. Çeşitli gazete ve dergilerde yazarlık yapan Ata Nirun, 1996 yılında ADYayıncılık tarafından hazırlanan Fenomen ve Burç 2000 dergilerini yönetti. E-kolay ve Hurriyet.com sitelerinde bölüm yöneticiliği yaptı ve birçok sinema ve tiyatronun da danışmanlığını üstlendi. Uzun bir süre ABD ve İngiltere’de yaşayan Ata Nirun, dünyadaki gizemli yerleri, olayları ve kişileri araştırarak, bilgi birikimlerini yazar ve yorumcu olarak yayınlamaya başladı. http://www.atanirun.com

Tufan Güven (Türkiye)

Tufan Güven, finans sektörü, hedge-fon yönetimi geçmişine sahip. Türkiye’nin ilk Biyontolojisti (biofoton terapisi – http://www.biyontoloji.com), araştırmacı, yazar, organizatör, profesyönel DJ. Kutsal geometri, altın oran, fraktal alan bilimi, kuantum fiziği, holografik evren, ezoterik ve okült öğretiler, simya, transhümanizm, imgeleme, alternatif terapiler, antropozofi ve toplum mühendisliği konularında araştırmacı. İnsanlığın, modern toplumun ve sosyo-ekonomik yapıların temel problemlerini gözlemleyerek, fraktal alan bilimini, mevcut problemleri çözümleyebilecek şekilde hayatımıza nasıl entegre edebileceğimizi paylaşmaktadır. Fraktal alan bilimi, kutsal geometri, holografik evren konularında eğitimler vermektedir. Organizatör olarak, İstanbul, İzmir ve Bodrum’da spiritüelite ve bilim bazlı etkinlikler düzenlemektedir. Yurtdışındaki bir çok hocayı, şifacıyı ve şifa modellerini Türkiye’ye ilk kez getirmiştir (Biyontoloji bunlardan bir tanesi).

https://biyontoloji.com/ ♦ https://fraktalalan.com ♦ https://tufanguven.wordpress.com ♦

https://alchemicalreunion.com ♦ http://forwardplayground.com

 

Çalışma Yeri

Öncelikli çalışma yerimiz, İzmir’in öncü merkezi Yeni Hayat Gelişim Merkezi’dir.

Address: 243 Sokak No: 17 Kat:1 Daire: 8
Özkanlar Bornova / İZMİR  Tel: +90-532-3409838 or +90-505-6624736

 

31 Mayıs, Perşembe 19:00’da buluşma yerimiz:

Tarihi bir butik otel olan Villa Levante‘nin muhteşem bahçesinde buluşuyoruz.

 

Kayıt

Erken kayıt indirimi 15 Şubat tarihine kadar geçerlidir.

23 Şubat tarihine kadar kayıt yaptıranlar için:

  • Konferans kayıt ücreti: 550 Dolar,
  • Günlük Efes turu katılım ücreti: 100 Dolar

23 Şubat ile 30 Nisan arası kayıt ücretleri:

  • Konferans kayıt ücreti: 650 Dolar,
  • Günlük Efes turu katılım ücreti: 140 Dolar

1 Mayıs’tan sonra kayıt ücreti:

  • Konferans kayıt ücreti: 700 Dolar,
  • Günlük Efes turu katılım ücreti: 160 Dolar

Önemli notlar:

  1. Konferans ve tur ücretleri; hava ulaşımı, kalış, müze ve turist giriş ücretlerini, yemek, içecek ve transfer ücretlerini kapsamaz.
  2. 15 Şubat’tan önce kayıt yaptırarak, toplamda 210 Dolarlık bir indirimden yararlanmış oluyorsunuz.
  3. Konferans ücretinin içinde sınırsız sayıda Theraphi plazma şifa cihazını deneme imkanınız var.
  4. Theraphi tanıtım toplantısı, 1 Haziran’da saat 20:00’de halka açık ve ücretsiz olacaktır.
  5. Konferans İngilizce ve Türkçe olacak, profesyönel çevirmen olacaktır.
  6. Kalış için:

Konferans süresi boyunca sizler için, Villa Levante’de (öncelikli konferans mekanına -Yeni Hayat Gelişim Merkezine en yakın otel) tüm odaları rezerve ettik (5 gece için) kahvaltı dahil çift kişi kalış ücreti toplam:

  • 400 Dolar standart oda
  • 520 Dolar suit oda
  • 580 Dolar suit +jakuzili oda
  • Tek kişilik oda kalış ücreti iki katı pahalı. Odalar sınırlı sayıda. Yurtdışından gelecek birçok misafirimiz burada kalacağı için, odalar konferans tarihi gelmeden dolabilir.

Arzu edenler, daha ekonomik seçenekler için diğer otellere bakabilirler.

Kayıt için: Yeni Hayat Gelişim Merkezi, Hacer Divitli Tel: +90-532-3409838 veya +90-505-6624736

For English: https://alchemicalreunion.com/

Facebook etkinlik linki: https://www.facebook.com/events/1177220402410057/

Konferansa katılacak konuşmacılarımızın bazılarının geçmiş çalışmalardan fotoğraflarını ilginize sunarız.

Resimler, 2016’da Prag’da yapılan Simya Konferansından
ve
2017’de Güney Fransa’da yapılan konferanstan.

Reklamlar

Altın Oran: Fraktalitenin Doruk Formu

Potansiyel dergi kapagi ya da makale ana resmi 01

Altın oran ile ilgili hemen hemen hepimizin kafasında klasik bir tanım bulunur. Yaklaşık şuna benzer bir şey: “Doğanın ve insanın yaratılışındaki hakim oran”. Günümüzde bilimsel ve teknolojik ilerlemenin hızı, birçok alanda olduğu gibi altın oranın da tanımını daha kapsamlı yapmamıza izin vermektedir. Hep beraber, Türkiye’de ilk kez, bu gelişmiş tanımı, “Fraktal Alan Bilimi” perspektifinden inceleyelim.

ALTIN ORAN;
evrenin, farkındalığın, aydınlanmanın, yaşam enerjisinin, yer çekiminin, alfabe ve sembolün, rengin, mikrodan makroya maddenin ve diğer tüm merkezcil ve kendi kendini düzenleyebilen kuvvetlerin kullandığı mükemmelleştirilmiş ‘fraktal alan faz uyumu’ oranıdır.

Peki neden özellikle altın oran, fraktalitenin en mükemmelleştirilmiş formu ya da doruk noktasıdır?

Dan Winter, altın oranın niteliklerini, “Fractal Conjugate Space & Time: Cause of Negentropy, Gravity and Perception” adlı kitabında tüm detaylarıyla vermektedir. Öncelikli olarak , altın oranın altındaki temel bilimi sağlıklı bir şekilde anlayabilmemiz için, tüm evrenin bir dalga fonksiyonu olduğunda hemfikir olmamızı öneriyorum. Tesla’nın da dediği gibi, evreni bir madde yapısı olarak değil; enerji, frekans ve titreşim üzerinden düşünmeliyiz. Başka bir deyişle dalga fonksiyonları olarak. Buradan yola çıkarak, dalga alanlarının yapısını anlamamız çok önemlidir.

Altın Oran 01

Dan Winter ve ekibi, maksimum yapıcı dalga etkileşimine olanak sağlayan oranın altın oran olduğunu ispat eden dalga formülünü yayınlamışlardır (kaynak için tıklayın). Bu şu anlama gelmektedir: Aşağıdaki grafikte görülen yatay beyaz çizginin üst tarafı enerji paylaşımını ya da yapıcı enerji oluşum alanını göstermektedir. Yatay çizginin alt tarafı ise enerji birikmesini ya da yıkıcı enerji alanını temsil etmektedir. Yapılan testlerde, farklı dalga birleşmelerinin (faz uyumları) analizi yapılıp, hangi oranda birleşen dalgaların ne tip alanları destekledikleri ve oluşturdukları ölçülmüştür. Bu ölçümlerin sonucunda, yapıcı dalga etkileşiminin, enerji paylaşımının (ya da biyoaktif alanın) maksimize edildiği oran, altın oran (1.618…) olarak ölçülmüştür. Yani, altın oran ile birleşen dalga alanları, biyolojiyi maksimum destekleyen, yapıcı dalga etkileşimine olanak sağlayan alanlar yarattıkları anlaşılmaktadır. Bu etkinin tam tersi olan, yıkıcı dalga etkileşimi (enerji birikimi) ise tam olarak 2’nin katları (oktav) noktasında maksimize olmaktadır.

Altın Oran 02

Özetlemek gerekirse, altın oran bazlı dalga kavuşumu (faz uyumu) biyolojiyi maksimum destekleyen alan yani biyoaktif alan yaratmaktadır. Biyoaktif alanın tam tersi alanlar da, yani enerji biriktiren, paylaşmayan alanlar 2 ve katları (oktav) oranında ifade olmaktadırlar. Yani 2 ve katları, biyoloji için yıkıcı alanlar oluşturmaktadırlar.

Başka araştırmacıların çalışmalarına baktığımızda, Rus biliminsanı Dr. Konstantin Korotkov, Kirlian tekniğinden geliştirdiği GDV Sputnik (Gas Discharge Visualisation – Gaz Salınım Görüntüleme) cihazı ile beraber aynı bulguları destekleyen sonuçlara varmaktadır. GDV cihazı ile havadaki enerji yoğunluğunu ölçen Dr. Krotkov, altın oran bazlı fraktal alanlarda yapılan ölçümler ile bu alanların tam tersi alanlarda yapılan ölçümleri karşılaştırdığında aynı bulguları gözlemlemiştir. Yani enerji alanının (kapasitesinin) en yüksek olduğu alanlar, altın oran bazlı fraktal alanlar (Örnek: Kutsal tapınaklar, fraktal doğal alanlar…) olmuştur. Enerji alanının (kapasitesinin) en düşük olduğu alanlar ise, metallerle dolu, suni havalandırmaların bulunduğu, geometrik olarak altın oranın tam tersini veren ve benzeri alanlar olmuştur. Bu tip yıkıcı alanlar immün sistemimizi, enerji alanlarımızı (auramızı) negatif etkilemektedirler. Altın oranın biyolojiyi maksimum desteklediğini gösteren daha birçok çalışma mevcut fakat hepsini bu makaleye sığdırmamız kolay değildir.

Bu konuya mimari perspektiften bakacak olursak, günümüzde tüm dünyada hakim olan, kensel yaşam alanlarının geometrik yapılarına bakmamız gerekiyor. Tüm gelişmiş şehirlerde, kutu kutu mimariler görmekteyiz. Kimisi kübik, kimisi dikdörtgen ama hepsi 90 derece açılarla yapılmış mimarilerdir. Peki 90 derece açının biyolojik yaşama maksimum derecede zararlı olduğunu kaç tane mimar biliyor acaba? Sadece mimaride değil her alanda 90 derece açı biyolojiyi negatif etkilemektedir. Makro ölçekte gezegenlerin etkileşiminden tutun, mikro seviyede hücrelerin etkileşimine kadar.Altın Oran 04

Yandaki resimde, manyetik alan fotoğraflama tekniği ile çekilmiş görüntüde, 90 derece açı yapan metallerle dolu beton kolonun yıkıcı manyetik etkisinin nasıl uzandığını görebilirsiniz. Bizim bugün teknoloji ile erişebildiğimiz bu bilgileri binlerce yıl önce kadim medeniyetler nasıl biliyorlardı? Bugün üniversitelerin mimari bölümlerinde neden bu bilgiler hala öğretilmiyor?

Buna karşın altın oranın kullanıldığı mimariler, ki bugün altın oranlarla çalışan neredeyse tek bir mimar bulamazsınız(!), biyolojiyi maksimum seviyede destekleyen ve şarj eden yapılardır. Özellikle altın orana dayalı organik fraktal yapıların, gerek bitkiler olsun gerek insanlar olsun, biyolojik gelişime olan katkıları maksimumdur. Bu katkının tam tersi de maksimum zarardır. Organik olmayan, yani, altyapısı metallerle dolu, 90 derece açılı duvarlar sadece biyolojiyi negatif etkilemekle kalmaz, subliminal olarak da süreklilik arz eden bir tatminsizlik durumu yaratır, kişinin enerji alanının (yani aurasının) zehirlenmesine yol açar.Altın Oran 05

Dan Winter’ın websitesinden Türkçeye çevirdiğim yandaki resimde yapı sektörü de içinde olmak üzere birçok alanda kullanılan materyellerin hangilerinin biyolojik gelişimi desteklediğini (fraktalitele kapasitelerini) görebilirsiniz. Şemada, yukarıda bulunan alanlar biyolojiyi desteklerken, aşağıdaki alanlar biyolojiyi zehirlemektedirler.

Teknik olarak, metal yapıların hazırlanışında maruz kaldıkları yüksek ısı ve basınç, maddenin frekansını ve yapısını bozup, biyolojiye maksimum derecede zararlı hale getirmektedir. Bu zarar sadece biz ona dokunduğumuzda değil, etrafımızdayken de aura alanımızla temas halinde olmasından dolayı bizi sürekli zehirlemektedir. Çünkü auramız, bu tip alanların içerisinde nefes (enerji) alamaz.

Burada dikkat çekmek istediğim bir diğer konu da, amacımızın iyi ve kötü olarak bir sınıflandırma yapmak olmamasıdır. Doğada herşey denge halindedir ve doğa tüm bu kuvvetleri etkin bir şekilde kullanmaktadır. Nasıl ki kutuplu bir ortamda bulunuyorsak, biyolojiyi destekleyen alanların olduğu gibi, bu alanların yoksunluğu da zaruridir. Başka bir deyişle biri olmadan öteki de olamaz. Aynı karanlığın aydınlığa, aydınlığın da karanlığa ihtiyacı olduğu gibi. Önemli olan bu alanları kifayetli bir şekilde tanımlayabilmemiz ve bu konudaki farkındalığımızı arttırabilmemizdir. Kanımca bu adımı atmadan bir sonraki adıma geçmemiz mümkün değildir.

Altın Oran 06Dan Winter ve ekibinin yaptığı testlerde, altın oranın, yapıcı etkileşime çözüm olduğu ve dalgalar için en yapıcı birleşim olduğu tespit edilmiştir. Aynı orandan hareket ederek, 3 boyutlu oluşumlarda bu oranı gözlemleyebiliyoruz. Örnek: Platonik cisimlerin bazıları (dodekahedron, ikozahedron), hidrojen atomunun yapısı, DNA… gibi. Burada belirtmek gerekir ki küp, tetrahedron ve oktahedron gibi platonik cisimlerin yapısı altın oranın tam tersidir. Yani enerji paylaşımından ziyade enerji birikmesini tetiklerler. 5 platonik cismin içerisinde daha önce de yazdığımız gibi sadece dodekahedron ve ikozahedronda altın oran bulunmaktadır. Fakat her bir platonik cismin de birbiri ile bağı vardır. Bu konuyu şimdilik başka bir makaleye bırakalım.

Kritik olan konu, EĞER altın oran, yapıcı dalga etkileşimine çözüm ise, O ZAMAN, yapıcı baskıya da çözüm olmaktadır! Yapıcı baskı çözümünün inanılmaz alanlara etkisi vardır! Bunlardan en önemlisi, YER ÇEKİMİ!

Çekim kuvveti, Einstein’in açıklamaya çalışıp başaramadığı formüllerden biridir. O, çekim kuvvetinin, sonsuz baskı alanından kaynaklandığını biliyordu. Fakat kimse ona fraktalitenin ne olduğunu söylememişti! Zira fraktalite konusu, 1975’de Polonya asıllı matematikçi Benoit Mandelbrot’un matematiksel olarak kendisini ifade etmesini bekliyordu… Yer çekimi konusuna sonra geri geleceğiz.

Istvan Hargittai’nın kitabı Beş Kat Simetri’de (Fivefold Symmetry), neden tüm canlı proteinlerin temel olarak PENTAGONAL bir yapıya sahip olduğu sorulmaktadır. Bariz cevap, bu simetri/yapı, tüm canlı proteinlerin biyolojik alanını merkezcil, yani canlı tutabilmesi için gerekli olan altın oran bazlı elektrik alanını oluşturmaktadır. Pentagonun en kutsal ve kadim sembollerden biri olduğunu ve mükemmel altın oranı içinde barındırdığını da hatırlatalım. Altın oran, çok güzel elektriksel (negentropik -entropinin tersi) bir sebepten dolayı, güzelliğin de tanımlayıcısıdır.

Altın oran, evrende hem aritmetik hem de geometrik orana sahip tek orandır. Lütfen son cümleyi tekrar okuyun. Evet, iki orana da sahip başka bir sayı mevcut değildir.

Örnek: .618… , 1.0 , 1.618… , 2.618… , 4.236…

Yukarıdaki altın oran serisinde herhangi yanyana iki sayıyı topladığınızda bir sonraki sayıya ulaşırsınız. Bu aritmetik orandır. Seri içerisindeki herhangi bir sayıyı alıp 1.618 ile çarptığınızda (yine) bir sonraki sayıya ulaşırsınız. Bu da geometrik orandır. Altın oran, SADECE hem aritmetik (toplamalı) hem de geometrik (çarpmalı) orana sahip değil, AYNI ZAMANDA, dalga mekaniği ve elektrik fiziği açısından da dramatik ve fazlasıyla gözden kaçmış anlamlara sahiptir. Çünkü, fizik ve felsefedeki birçok problem ve sır, en temelde, sonsuz ve yıkıcı olmayan (yapıcı) baskı problemine dayanmaktadır.

Altın oranı, sadece dünya üzerindeki canlı yaşamda değil, evrenin her bir seviyesinde gözlemleyebiliyoruz. Hidrojen atomunda, canlı proteinlerde, DNA’da, insan vücudunda ve bitki örtüsünde (Fibonacci serisi aracılığı ile), güneş sistemindeki gezegenlerin yörüngesel ilişkilerinde, ve evrenin yapısında. Burada yazılanların hepsi ve fazlasıyla ilgili altın oran bağlantısını gösteren çalışmalar mevcuttur. Örnek olması açısından evren ve altın oran bağlantısını bir inceleyelim.

Öncelikli olarak, evrenin yapısı fraktal birAltın Oran 07 dodekahedrondur. Dodekahedronun da, 5 platonik cisim arasında ikozahedron ile beraber mükemmel altın orana sahip olduğunu hatırlatalım. Nature dergisi, 2003 yılında, evren ve dodekahedron ilişkisini kapağına taşımıştı. Fakat biliminsanları bu gerçeği değerlendirmeye almama eğilimindeler. Bunu değerlendirmeye alabilseler, karanlık madde gibi gereksiz konseptlere de ihtiyaç duymazlardı. Karanlık madde, evrendeki madde yoğunluğunun anlaşılamaz bir şekilde belli alanlarda yoğunlaşması ve belli alanlarda azalmasını açıklamaya yönelik icadedilmiş anlamsız bir konsepttir. Halbuki, algılayabildiğimiz madde yoğunluğunun (galaksiler, takım yıldızları), fraktal enerji baskılaması ile oluştuğunu anlasalar, bu tip gereksiz ihtiyaçlara da başvurmaları gerekmezdi.

Madde ve karanlık madde yanılgısını, baskı ve baskısızlık olarak değiştirmek, bilimsel anlayışı ileriye götürecektir. Baskı sisteminin mekanizmasını anlamak, karanlık madde gibi gereksiz konseptlere olan ihtiyacı da ortadan kaldıracaktır.

Altın Oran 082003 yılında Nature dergisinde yayınlanan araştırmada, evrenin yapısını anlamak için yapılan testler izah edilmiştir. Güneş sistemimizin dışında (Oort bulutu dışında) bulunan kozmik mikrodalga ışınlarının haritalaması ile çıkarılan evrenin haritasındaki ısı farkları gözedilerek oluşturulan madde yoğunluğu (galaksi yoğunluğu) haritası, farklı geometrik ve platonik sistemler ile ilişkilerinin olup olmadığı test edilmiştir. Yapılan testlerde, hiçbir geometri ve form bu ilişkiyi göstermezken, dodekahedron formunun evrenin yoğunluk haritası ile bire bir üstüste oturduğu saptanmıştır.

Sonuç olarak evren içerisindeki algıladığımız madde dağılımını fraktal alan bilimi ile açıklayabiliyoruz. Demiştik ki, altın oran bazlı mükemmel merkezcil ve fraktal baskı alanı çekim kuvveti yaratmaktadır. Çünkü sadece altın oran yapıcı dalga birleşimine izin vermektedir ve ancak altın oran ile enerji baskısı, enerji ivmelenmesine dönüşebilmektedir. Mükemmel enerji baskısının, enerji ivmelenmesine dönüşmesi karadelik fiziğinin de altında yatan olgudur. Dünyanın merkezinde, Güneşin merkezinde, evrendeki galaksi gruplarının dağılımda ve atomik yapıların merkezinde rol oynayan çekim yasasında olduğu gibi.

Tekrar gelelim Nature dergisine. Evrenin yapısını, dodekahedron ile açıklayabiliyorlar fakat bu formun altın oran bazlı fraktal yapısına hiçbir şekilde değinmiyorlar. Çünkü bunu da söyleseler, en kadim sırlardan birisini açıklamış olacaklar. Fakat bu bilgiyi de farklı yerlerde bölük pörçük vermeyi ihmal etmiyorlar…

Altın Oran 09New Scientist dergisi kapağına, “Fraktal Evren” haberini ve resmini koyabiliyor. Fakat hiçbir zaman tüm parçaları birleştirip, bir bütün olarak birarada insanlara vermeyecekler. O zaman global politikaya ters düşmüş olurlar. Herkes evrenin yapısını, bunun altındaki bilimi öğrenirse, bütün sistemler sallanmaya başlar. Herkes inancını sorgulamaya başlar. Tabiki amacımız kimsenin inancını değiştirmek değil fakat gerçek bilimin, bugüne kadar saklanan bilimin er geç ortaya çıkacağını düşünüyorum. Bu bilim Türkiye’de ilk kez “Fraktal Alan Bilimi” kapsamında izah edilmektedir. Daha önceki makalelerde de farklı perspektiflerden bu konuya değinmiştik.

1960’larda Rus araştırmacılar, tarihte kayda değer,Altın Oran 10 önemli yerleri birbirine bağlayabilecek bir model ararlarken bir matriks bulurlar. Buldukları bu matriksin çizgileri ve düğümleri üzerinde eski çağ uygarlıkları ve manyetik anomaliler vardır. Buldukları bu modelin 12 tane pentagonel (beçgen) yüzü olduğu fark edilir. Bu bir 12 yüzlü, dodekahedrondur. Yani dünyanın ana enerji hattını keşfederler. Sanırım artık herkes dodekahedronun mükemmel altın orana sahip olduğunu hatırlıyordur. Dünya üzerindeki yer çekiminin izlerini de yine dünyanın ana enerji hattının geometrisindeki altın oranda görebiliyoruz. Nasıl ki, güneş sistemindeki tüm gezegenlerin çekimi güneşe doğru ve güneş sisteminin içerisindeki altın oranı ölçebiliyoruz, aynı şekilde, dünyamızın çekim kuvvetinin altında yatan sebep de altın oran ile mükemmelleştirilmiş fraktal merkezcil faz uyumudur (dalga birleşmesidir), dodeka – ikoza geometrisinde olduğu gibi.

Fraktal alan bilimininin etkilerini sadece fizikte değil, ruhsal alanlarda da net olarak deneyimlemekteyiz. Daha ileriki yazılarımızda bu konulara da değineceğiz fakat şimdilik kısa bir giriş yapıp, diyebiliriz ki; ruhun ihtiyacı olan, enerji alanını geliştirebilmesi, içinde var olduğu alanların ne kadar fraktal olabildiğine dayanmaktadır. Yani fraktal olmayan alanlar enerji alanınızı zehirlerler.

Bunun için:

İçinde bulunduğunuz şehir ya da köy (Doğal malzemelerden yapılmış olmalı, altın orana dayalı mükemmel manyetik baskı alanları oluşturulmalı)
• Yediğiniz yemek (Endüstriyel yemek, GDO, kızgın DNA, monokültür olmamalı)
• Soluduğunuz hava (temiz olmalı)
• Konsantre olduğunuz düşünce ve duygularınız (paylaşıma açık olmalı)
Zaman içerisindeki hareketleriniz ve kararlarınız (fraktal akış ile uyumlu olmalı)

Yukarıdaki her bir madde için söylenebilecek çok şey var. Kısaca, hayatımızda kararlar alırken, aura alanımızın hijyenini düşünmemiz, bizi kaliteli bir hayatın (realitenin) standartlarına taşır.

Anlaşılıyor ki, insanoğlunun ilk sırrı; fraktalite ve altın oranı, birbirleri ile olan ilişkilerini ve evrendeki tüm dinamikleri nasıl yarattıklarını tekrar keşfetmenin vakti geldi. Bu bilimin sırlarını ve gizemini beraber çözmeye ve hayatımıza nasıl entegre edebileceğimizi öğrenmeye davet ediyoruz sizleri. Bu konuda detaylı bilgilerin paylaşıldığı (Fraktal Alan Bilimi adındaki) Facebook grubumuzu takip edebilirsiniz.

Etkinlik resmi